Tunga Yılmaz
1980’ler garip yıllardı. “Şimdi Pink Floyd ve arkadaşlarından dinliyoruz” benzeri radyo anonsları ya da işportadan yükselen “aynalı Top Gun gözlükleri var abi” sesleri ancak o yıllarda görülebilecek absürdlüklerdi. Son zamanlarda ortalığın 80’ler nostaljisinden geçilmemesi, bilmiyorum o döneme ait komik insanlık hallerinin yeniden keşfedilmesinin bir sonucu mu yoksa bunun altında yatan temel benim de dâhil olduğum, yani ergenliklerini, ilk gençlik yılarını o yıllarda yaşamış bir kuşağın maalesef artık “ah nerede o gençliğim” diyecek kadar kemale ermesi mi? Bu ayrı tartışma.
1980’ler popüler kültür açısından aslında çok zengin yıllardı. Müzik elbette o yılların popüler kültürünün asli unsuruydu. Michael Jackson ve Madonna’nın aslında 80’lerde ortaya çıktıklarını söylersem sanırım ne dediğim anlaşılır. Gençlik filmleri de işte bu 1980’ler popüler kültürü içinde gönlümüzde ve elbette gözlerimizde derin yer etmiş ürünlerdir aslında.
Gençlik filmleri nedir? Gençlik filmleri gençleri anlatır.
Gençlik filmleri örnekleri önceki yıllarda görülse de tastamam 80’lerle birlikte anılan bir melez sinema alt türüdür. İlk bakışta korku, aksiyon, komedi, romatik komedi ve dram gibi ana türlerin kahramanları olarak lise, üniversite veya üniversiteyi henüz bitirmiş gençlerin görüldükleri filmler izlenimi bıraksalar da bu türe ait filmler gerçekte bunun çok ötesindedir. Gençlik filmleri başlığı altında toplanabilecek filmler hayata henüz atılmamış; kendilerine has sorunları, dertleri tasaları ve daha önemlisi bir dünya ve toplum algılayışı olan gençlerin yaşam, aşk, iş, para ve hatta politika karşısındaki durumlarını ve tutumlarını anlatır. Evet, pek çoğu aslında eğlendirmek amaçlıdır ama aslında alt metinlerde hep Generation X’i (X jenerasyonu) görmek mümkündür: onların eğlenceleri, onların dertleri ve onların buhranları yer alır.
“Bu Generation X ne menem bir şeydir?” derseniz aslında yorumlar muhteliftir. Green Day, Presidents of the USA ve Offspring gibi “geyik” Amerikan punk müziği yapan grupların babası Bad Religion‘ın, “21st Century Digital Boy” şarkısı bence tam da bir Generation X hikâyesidir.
#yenisayfa#
Ben bir 21. yüzyıl dijital çocuğum
Nasıl yaşanacağını bilmiyorum
Ama bir sürü oyuncağım var
Babam tembel bir orta sınıf entelektüel
Annem de devamlı valium kullanıyor
Ve bu yüzden etkisiz
1980’lerde gençlik filmleri de işte bol oyuncağı olan ama nasıl yaşanacağını bilmeyen gençlere, nasıl yaşanacağını anlatmak gibi bol bol açık veya gizli mesajlar içerirdi. Bu mesajların başında “sürüden ayrılan kuzuyu kurt kapar” vardır. Ayrıca “okulu asmayın yoksa sonunuz kötü olur”, ”aşk olmadan meşk olmaz” gibi mesajlar da filmlerde bol bol yer alırdı. Arada Risky Business, Rumble Fish gibi gençlere yaşam denilen şeyin ailelerinden ve öğretmenlerinden öğrendiklerine pek benzemediğini anlatmayı amaçlayan filmler çıksa da ağırlık gençken takılın ama sonunda vatana millete yararlı birer insan olun derdi.
Gençlik filmleri furyası, 1980’lerde Fast Times at Ridgemont High (1982), The Outsiders (1983), Risky Business (1983), Rumble Fish (1984), Footloose (1984), Back to the Future (1985), Ferri Buehler’s Day Off (1986), Mystic Pizza (1988) gibi sinema dünyasında yer etmiş yapıtların çıkmasına da yol açmıştı The Karate Kid (1984) ve Dirty Dancing (1987) gibi açık ara sinema tarihinin en bayıcı filmlerinin yapılmasına da. İlginç olan bu iki filmin dönemimin en popüler filmleri haline gelmesi ve zamanla birer külte dönüşmesi. Bu filmler yine Tom Cruise, Nicholas Cage, Julia Roberts, Keanu Reeves, Diane Lane, Matt Dillon, Kiefer Sutherland, Michael J. Fox, Elizabeth Shue gibi pek çoğu ileriki yıllarda önemli birer yıldız ve oyuncu olacak kendi ikonlarını yaratmıştır. Rob Lowe, Andrew Mccarthney, Emilio Estevez, Partrick Swayze, Phoebe Cates, Ralph Macchio ve River Phoenix gibi gençlik filmlerinin yıldızları eski parlak günlerine bir daha dönememişlerdir.
1990’ların başında daha çok bu tür ile popüler olmuş erkek oyuncuların yaşlarının kemale ermesi ve hafif göbek yapmaya başlaması (Bu alanda Rob Lowe açık ara bir numaraydı. Bir süre sonra filmlerde göbeğini içeri çekerek oynadığını itiraf etmişti. Zaten aralarında en erken havlu atan ve orta yaşlı yanakları sıkılası aile babası kıvamına gelen de ilk o olmuştu) ile birlikte türde bir gerileme olmaya başladı. Gençlik filmlerinin genç çıtır yıldızları da artık genç kızlıktan orta yaşa yani göz kapağı etrafında hafif kırışıklıklar olan safhalara geçmeye başlamışlardı. Tabi estetik diye bir şey vardı yine de estetik insanları genç gösteriyor ama genç yapmıyordu. Bu yıldızların bir bölümü ikincil karakter oyuncusu olarak “gençken güzel; orta yaşta da alımlı” kişi statüsünde, film ya da dizilerde görünmeye devam ettiler.
#yenisayfa#
Gençlik filmleri, 1990’larla birlikte sinemadan televizyona terfi etti. 2000’li yılarından başından itibaren de yeni yıldızlar ve farklı temalarla birbiri ardına gençlik filmleri çekilmeye başlandı ama tür, hiçbir zaman 80’lerdeki popülerliğine kavuşamadı.
1980’lerden 2000’lere kadar ara dönemde gençlik dizileri türü gündemde tutmayı başarmıştır. Friends, Dawson’s Creek ve Buffy the Vampire Slayer gibi diziler, gençlik kategorisinde kabul edilebilecek çalışmalardır ve türün başka bir formda da olsa devam etmesini sağlamışlardır. Türkiye’ye DVD teknolojisi yeni yeni gelmeye başladığında, insanlar evlerinde Friends geceleri düzenliyorlardı. Friends, sonraları ödemeli kanalda yayınlanmaya başladı ve dizinin büyüsü bozuldu. Dawson, Joey ve Pacey arasındaki aşk üçgeni ve bir süre sonra baygınlık veren “Dawson ile Joey ne zaman kavuşacak” merakı -ki seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli şeklinde sonuçlandı- yeni gençlik salgını haline geldi. Hem bedavaydı hem de alt yazılıydı; yani hazırlık sınıfı öğrencileri ya da yazın güneyde gördükleri turistlerle ettikleri bir kelam dışında pratik İngilizce deneyimi olmayanlar için biçilmiş kaftandı.
Yine de gençlik filmlerinin yeniden doğuşunu sağlayan film aslında bir korku klasiği olan 1996 yapımı Scream (Çığlık) filmdir. Film, 1980’lerde türün önemli bir bölümünü oluşturan korku-gençlik filmlerini yeniden diriltti ve ilginç biçimde türün yeniden doğuşu da bu alt türe ait filmlerle gerçekleşti. I Know What You Did Last Summer (1997), Urban Legends (1998), The Skulls (2000), Soul Survivors (2001), Wrong Turn (2003) bu filmlerin belli başlı örneklerindendir.
2000’li yıllarla birlikte türe ait filmler birbiri ardına beyaz perdede gözükmeye başlamıştı. Yeni yıldızlar ve gençliği ilgilendiren konulara uygun olarak yeni gençlik filmleri yapılmıştı. Hiç kuşku yok ki American Pie I-II-III (1999-2001-2003) serisi türün en çok tutulan ve ses getiren filmleri oldu bu dönemde. Ona ek olarak Cruel Intentions (1999), Boys and Girls (2000), Legally Blonde (2001) ve The Girl Next Door (2004) gibi filmler de, göreceli olarak diğerlerinin arasından sıyrılmayı başardı. Bu dönem de yeni kuşak yıldızlarını yarattı: Sarah Michelle Gellar, Reese Witherspoon, James Var Der Beek, Katie Holmes, Jennifer Love Hewitt, Courtney Cox, Joshua Jackson, Eliza Dushku, Jason Biggs, Tara Reid ve Freddie Prinze Jr gibi...
#yenisayfa#
En iyi 10 gençlik filmi
Bu da, her liste gibi sancılı süreç sonunda ortaya çıkan öznel bir liste. Listeye alıp almamakta çok zorluk çektiğim filmler oldu: George Lucas’ın 1974 tarihli American Griffiti, Coppola’dan 1983 tarihli Rumble Fish, John Hughes’un Ferri Buehler’s Day Off (1986), Amy Heckerling’in Fast Times at Ridgemont High (1982) ve Cameron Crowe’un Almost Famous (2000) filmleri de listeme girmek için yoğun uğraş verdiler. Sonuçta sinematografik özelliklerine ama daha çok türün içindeki önemlerine göre aşağıdaki liste oluştu.
Yukarıdakiler de dâhil olmak üzere bu filmleri görün; eğleneceğiniz kesin.

Rebel Without A Cause
(1955 - Nicholas Ray)
Sadece gençlik filmlerinin değil tüm sinema tarihinin en büyük klasiklerinden... Yavaş yavaş savaş sonrası konformizmine baş kaldırmaya başlayan gençliğin şiirsel dramı. James Dean efsanesini yaratan film. Hollywood’un en kendine has yönetmenlerinden Nicolas Ray’den efsane James Dean ve sinemanın en gizemli kadınlardan Natalie Wood ile kuşak çatışması ve bunun gençler üzerindeki baskılarını mükemmel bir sinemasal dille aktaran bir başyapıt. “Genç öl cesedin yakışıklı olsun”a giden ilk basamak.
Oynayanlar: James Dean, Natalie Wood
#yenisayfa#

The Graduate
(1967 - Mike Nichols)
1968 kuşağının simge filmlerinden. Koleji henüz bitirmiş Benjamin Braddock’ un, sevgilisinin annesi tarafından baştan çıkarılma hikâyesi aslında toplum değerlerine ve burjuva ahlakına yönetilmiş bir eleştiri. Özellikle, finaldeki düğün sahnesi ile filmdeki Simon and Garfukel şarkısı Mrs. Robinson ile kültler arasındaki yerini almıştır. Film aynı zamanda büyük oyuncu Dustin Hoffman’ı sinema dünyasına kazandırmıştır. “Oldies but goldies” bu filmden sonra mı literatüre girmiştir bilinmez ama benzer bir konu Kenan Kalav, Hülya Avşar ve Meral Orhonsay’ın oynadığı “Tutku” filminde de işlendi ilginç bir biçimde. Yönetmen Feyzi Tuna, Necati Cumalı’nın aynı adlı yapıtından 1985 tarihli bu filmi çekerken çok büyük bir ihtimalle bu filmden haberdardı.
Oynayanlar: Dustin Hoffman, Anne Bancroft, Katharina Ross

Carrie
(1976 - Brian De Palma)
Bir Brian de Palma ve Stephen King iş birliği... Ergenlik ve genç kızlıktan kadınlığa geçiş üstüne, insanın kanını donduran bir gerilim başyapıtı. Film bir anti-gençlik filmidir aslında. Gençlerin ne kadar zalim olabileceklerini gösterirken intikam kavramına olabildiğince korkutucu bir boyut eklemiştir. Carrie rolünde Sissy Spacek ve bir kaç yıl sonra Saturday Night Fever ile büyük bir fenomene dönüşecek olan John Travolta (dans kralı Travolta’nın bu kadar kötü olabileceğine ancak Face Off’u da görünce inanmıştık) müthişler ama filmin asıl yıldızı Carrie’in annesi Margaret White’ı oynayan Piper Laurie. Kesinlikle Sapık filmindeki Norman Bates’in annesi ile beraber sinema dünyasının en korkutucu annesidir.
Oynayanlar: Sissy Spacek, John Travolta
#yenisayfa#

Grease
(1978 - Randal Kleiser)
Kesinlikle kötü ama çok eğlenceli... “Tell me more, tell me more, did you get very far? Tell me more, tell me more, like, does he have a car?” 1950’lerin haysiyetini ayaklar altına alan film... Dar jean, deri ceket ve üstü açık Chevrolet fetişizmi... Amerikan konformizminin en doruk noktası olan 1950’ler lise gençliği, gençlik çeteleri, aşk ve elbette müzik. Film, “Asi Gençlik”in antitezidir adeta. Son yıllarda yeniden piyasaya sürüldü ve yine ilgi gördü. Hatta o kadar ki, bazı liselerin mezuniyet törenlerinde ya da yıl sonu müsamerelerinde oynanmaya devam ediyor. Bir de, yaşları 35’in üstünde 50’nin altında olan abi ve babalarımızda Olivia Newton-John hayranlığı var. Ne de olsa Çarli’nin Melekleri’ndeki Farah Fawcett dışında o dönemde başka sarışın yoktu.
Oynayanlar: John Travolta, Olivia Newton-John

The Outsiders
(1983 - Francis Ford Coppola)
Hiç kuşkusuz Coppola’nın en iyilerinden değil. Bana sorarsanız Coppola’nın aynı yıl çektiği Rumble Fish sadece yakın tarihin en arıza ama cool adamı Mickey Rourke’un ete kemiğe büründürdüğü tarihin en cool karakteri “The Motorcycle Boy” için bile daha çok seyredilmelidir ama filmin kadrosu, filmi böyle bir listeye almaya yeterli. Gençlik çeteleri, ilk gençlik yılları, toplumsal baskı ve aşk üzerine bir film.
Oynayanlar: Matt Dillon, Ralph Macchio, C. Thomas Howell, Patrick Swayze, Emilio Estevez, Tom Cruise
#yenisayfa#
St. Elmo’s Fire
(1985 - Joel Schumacher)
1990’lerın en parlak yönetmenlerinden Joel Schumacher’ın ilk filmlerinden. Tıpkı “The Outsiders” gibi, dönemin tüm gençlik filmleri yıldızlarını bir araya getiren bir Generation X hikâyesi. Generation X üyelerinin yaşama atılma girişimleri ve bunda başarısız oluşlarının hikâyesi. Fonda ise yine yozlaşmanın yılları 1980’ler.
Oynayanlar: Emilio Estevez, Rob Lowe, Andrew McCarthy, Demi Moore, Judd Nelson, Allly Sheedy

Less Than Zero
(1987 - Marek Kanievska)
1980’lerin en büyük kritiği. Bret Easton Ellis’in, en az “Amerikan Sapığı” kadar sert romanından uyarlanan bir dram. Generation X, hiç bu kadar acımasız ve sert anlatılmadı. Tüm değerlerini kaybetmiş, çaresiz gençliğin; 1980’lerin, yani çöküşün en iyi on yılının yürek burkan bir hikâyesi. Şıngır mıngır sosyete, “party animals” ve kokainden kızaran gözler... Robert Downey Jr’ın oyunculuğu görülmeye değer.
Oynayanlar: Andrew McCarthy, Robert Downey Jr., Jami Gertz, James Spader
#yenisayfa#

Ölü Ozanlar Derneği / Dead Poet’s Society
(1989 - Peter Weir)
Dünyayı bilmem ama filmin gösterime girdiği 1990’ların başında ortaokul ve lise öğrencisi olanlardan yarısının hayatının filmidir. Film, bir edebiyat öğretmeni önderliğinde kendilerini keşfetmeye çalışan ve her kendini bulma yolculuğunda olduğu gibi mevcut değerlerin sorgulanmadan geçildiğini anlatan filmin özellikle sonu en taş kalplilerin bile gözlerini yaşlandırır. Carpe diem, (günü yaşa) film sonrasında 1988’lilerin sloganı haline geldi.
Oynayanlar: Robin Williams, Robert Sean Leonard, Ethan Hawke

Gerçekler Acıtır / Reality Bites
(1994 - Ben Stiller)
Generation X’in yaşam mücadelesi üzerine başarılı bir dram. Sonraları Hollywood’un en popüler ve kendine has komedi yıldızlarından biri olacak Ben Stiller’ın ilk yönetmenlik denemesinde büyük başarı kazanması herkesi şaşırtmıştı. Ama film, Generation X’in, özellikle de Ethan Hawke’ın oynadığı Troy Dyer karakteri aracılığıyla yaşam ve toplum karşısındaki tutumlarını çok gerçekçi bir şekilde aktarmıştı. Winona Ryder, Ethan Hawke ve Ben Stiller ile Janeane Garofalo çok iyiler. Filmi seyreden herkes Lelaina’nın yuppie Michael’i değil de bunalım ama duyarlı Troy’u tercih etmesine çok sevinmişti; çünkü bu gerçekte değil ancak filmlerde olabilecek bir şeydi. Bu arada filmin müzikleri sinema tarihinin en başarılı soundtrack’lerinden biridir. Kesinlikle izlenmeli.
Oynayanlar: Winona Ryder, Ethan Hawke, Ben Stiller
#yenisayfa#

Amerikan Pastası / American Pie Üçlemesi
(1999 - 2003 – Paul Weitz, James B. Rogers, Jesse Dylan)
2000’lerin klasikleşmeye aday gençlik filmi serisi. Cinselliğe aç, Amerikalı, liseli genç tipolojisini başarıyla karikatürize ederken, Farrelly kardeşlerin iğrençlik üstüne kurulu komedi anlayışı ile gençlik filmleri öğelerini başarıyla harmanlayıp, beklenmedik bir başarı kazandı, Ama serinin son filmi ile aşkı ve aileyi kutsadı. Birincideki elmalı turta pişirme, ikincideki lezbiyenler ve kamp, serinin son filmde de Stifler’ın köpek dışkısı yediği ve striptizcilerle gelinin ailesinin karşılaştığı sahneler gibi sinema tarihinde yer edecek unutmaz anlarla dolu olan film; Jason Bigss, Buffy’nin lezbiyen büyücüsü Alyson Hannigan ve unutulmaz Steve Stifler karakteri ile Seann Willims Scott gibi yıldız adaylarını sinemaya kazandırdı.
Oynayanlar: Jason Biggs, Seann William Scott, Alyson Hannigan
Kategori Dışı

Donnie Darko
(2001- Richard Kelly)
2000’lerin önemli başyapıtlarından ilki... Sinema tarihinin en başarılı anti-gençlik filmi. Gerçek ile halüsinasyon arasında giden genç bir adam, gotik bir kolej atmosferi ve gerçek ile hayalin birbirine geçtiği 1980’ler. Dünyanın sonu, Amerikan politikası ve gençliği üzerine yapılmış en ilgi çekici filmlerden. Filmin müzikleri de mükemmel; 1980’lerin müzikal bir özeti.
Oynayanlar: Jake Gyllenhaal, Holmes Osborne
#yenisayfa#
Suçlu Gençlik
(1985- Orhan Elmas)
Tema müziği Beverly Hills Cop’dan... Kelebek tokayla tepede tutturulan permalı saçlar, havuz başı partilerinde çalan dönemin popüler disko şarkıları; ağırlık Modern Talking ve C. C. Catch’te.. Tecavüzcü Coşkun ve Nuri Alço... Klişeler resmi geçidi bir Yeşilçam gençlik filmi klasiği. Listeye en son girdi. Değer kaymasıyla yozlaşan gençlik, ilgisiz ama zengin aileler, şımarık ama sevgiden yoksun gençler, parçalanan aileler. Açık ara Yeşilçam’dan çıkan en iyi gençlik filmi. Ne desek ne yazsak boş. Bulun ve seyredin.
Oynayanlar: Hülya Avşar, Kenan Kalav, Zümrüt Cansel, Yılmaz Zafer