Ekip çalışması kelimesinin neden bu kadar popüler olduğunu düşündün mü hiç? Bu konu neden bu kadar çok önümüze geliyor? (Örnek için bkz: Şu anda önünde duran konu.) Neden bu kadar çok araştırma yapılıyor, neden bu kadar çok eğitim veriliyor bu konu hakkında?
Ekip çalışması konusuna bu kadar önem verilmesi asla bir tesadüf değil. Araştırmacılar, çalışmalarını bu konudan çok hoşlandıkları için yapmıyorlar. Sebep çok açık: Ekip olmakta zorlanıyoruz! “Biz Türkler” değil, “biz dünyalılar” zorlanıyoruz.
Pırıl pırıl insanlar, başarılarla dolu kariyerler bir araya geldiklerinde her zaman başarılı gruplar oluşturamayabiliyorlar. Bunu canlı olarak gözlemlemek için futbol maçlarına bakabiliriz. A takımı, adeta bir yıldızlar topluluğu. Oyunculardan her biri, tek başına bir maçın skorunu değiştirebilecek yetenekteler. B takımı ise öyle değil: Mütevazı yeteneklerin bir araya geldiği bir grup görüntüsü içindeler. Kazandıkları paranın toplamı, A takımındaki yıldızlardan bir tanesinin kazandığına eşit.
Bu tabloya baktığımız zaman, A takımının B takımını her koşulda yenmesi gerekiyor. Oysa öyle olmuyor. B takımı, ‘ekip’ olmaktan başka şansının olmadığını bildiği için çok sıkı kenetleniyor. A takımı ise ekip ruhunu oluşturmakta zorlanıyor. Çünkü kadrosu kendi yeteneklerine hayran grup üyeleriyle dolu... Onlar, yıldız psikolojisinin bir gereği olarak ekip ruhuna değil bireysel üstünlüklerine odaklılar.
A takımının sorunu, meşhur atasözümüz ”Her koyun kendi bacağından asılır.”da gizli aslında. Hayır, öyle değil. İçinde bulunduğumuz çağda, koyunlar bile bireysel olarak değil gruplar halinde asılıyor... Başarılı bir kariyer yaratmanın belki de en büyük sırrı burada.
Başarının hem-hem listesi:
- Hem kendi hedeflerin olacak hem de grubunla ilgili hedeflerin.
- Hem sen güçlü olacaksın hem de üyesi olduğu ekip.
- Hem kendini takdir edeceksin hem de diğer ekip arkadaşlarını.
- Hem kendi yeteneklerine inanacaksın hem de diğer ekip arkadaşlarınınkilere.
- Hem kendini geliştireceksin hem ekibini.
- Hem takım oyuncusu olacaksın hem lider.
#yenisayfa#
Eğer bir müzisyensen solo bir albüm de yapabilirsin bir grup da kurabilirsin. Bir grup kurmak, kendi başına müzik yapmaktan çok daha zahmetlidir. Çünkü yapman gerekenlerin kabarık listesine yukarıdaki hem-hem listesi de eklenir. Bir müzik grubu kurmanın ne kadar zahmetli bir şey olduğunu görmek için, Metallica’nın ekipsel sorunlarının işlendiği, “Some Kind of Monster” (Bir Çeşit Canavar...) isimli belgeseli izlemek yeterli olacaktır. Bu belgeselde bir terapistin de yer aldığını söylersek ortamı hayalinde kolaylıkla canlandırabilirsin. Çünkü orada göreceğin şey, dört dehanın ortak çatışmalarının, solo bir dehanın iç çatışmalarından çok daha fazla olduğudur.
Dört dehanın grupsal çatışmalarını çözümleyip bir ekip ruhu oluşturmasının ödülü nedir, bu bedeli ödemenin gerekçesi ne olabilir diye soracak olursan, verilecek cevap son derece nettir: Müzik tarihine geçmek!
Çocuk Oyunlarından İş Hayatına Ekip Çalışması
Aslında çocukluğumuzda oynadığımız ilk oyunlarla başlar ekip çalışması. Saklambaç ve yakar topun yerini; yaş ilerledikçe basketbol, futbol, voleybol alır. Bireyin değil, ekibin kazanması öne çıkar. Oyun oynarken her ne kadar kızdığımızı ezmeye, sevdiğimizi kollamaya çalışsak da sonuç bizim için önemlidir. Yani, takımın başarması egomuzun önüne geçer. Takım olmanın, grup oluşturmanın ortak zevk ve üzüntüleri, bizim için her zaman çok önemlidir. Birlikte kazanılır, birlikte kaybedilir. Çocukluk ve gençlik yıllarındaki bu ortak paylaşımları geride bırakıp yetişkinliğe adım atılınca ve iş hayatına girilince nedense bireysellik öne çıkar.
Takımda ve grupta beraberliği engelleyen faktörleri aşmak öylesine güçtür ki. İş hayatına her atılan, var olan bu bireyselliğe ayak uydurmakta zorlanmaz. Bu bir kısır döngüdür, sürer de sürer. Kimse bunu değiştirmeye cesaret edemez, zaten değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Ama bir gün şirkette/ kurumda bir kan değişimi olur da, birileri harekete geçerse ki - o da genelde lider olur - o zaman kanıksanan, alışkanlık yapan bu durumdan adım adım kurtulma planları yapılır.
İşte bunun için, 2000 yılında ABD'de binlerce eğitimcinin katıldığı Dallas toplantısında 21. yüzyılın ilk 15 yılına damgasını vuracak beş eğilim belirlendi. Bunlara bakıldığında oldukça tanıdık kavramlar dikkat çekiyor: Ekip çalışması, etkin liderlik, etik değerler, elektronik iş ve ölçülebilir etkinlik.
Günümüzün büyük bölümünün geçtiği, yaşamımızın yarıdan fazlasına ortak olan iş yaşamını, insani değerlere önem veren bir ortama kavuşturmak; çalışma kalitesini, dolayısıyla yaşam kalitesini yükseltmek için bu beş niteliği hayata geçirmek gerekiyor. Farklılaşmak, geleceği bugünden farklı kılacak çalışmalara imza atmak ancak ekip çalışmasıyla gerçekleşebiliyor.
#yenisayfa#
Ekip Çalışması: Doğaya Dönüş
Bunun farkına varan birçok kuruluş, ekip çalışmasını pekiştirmek ya da yeniden oluşturmak için bazı uzmanların tavsiyesi ile soluğu doğada alır. Genellikle büyük şirket ve uluslararası kuruluşların personeli arasında “takım ruhu” yaratmak için geliştirdiği orijinal oyunlar kimi zaman onları hedefe yaklaştırır.
İş yerinde mutluluğu, takım ruhunu, ekip çalışmasını oluşturmak ve liderlik tanımlarını anlaşılır biçimde aktarabilmek için yapılan bu tür oyunlar, oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir. Dağ bayır tırmanılır, çuval içine girilir, ormanlarda yaşam savaşı verilir, kimi zaman müzik çalışması yapılır, kimi zaman da tiyatro yapılır.
Kimi zaman, Abant Gölü kıyısında 10 metre yüksekliğindeki direğin tepesi hedef alınır ve buradaki hedefe ulaşmaya çalışılır. Kimi zaman bir kule ya da kalasa arkadaşlarınla ulaşıp burada yer değiştirmen istendiğinde, bu noktada takım arkadaşlarının sana vereceği destek ölçülür. Takım arkadaşlarının desteği ile en zor çalışmaların sınırlı kaynak ve zaman koşulları altında nasıl başarıldığı yaşatılarak aktarılır.
Bazen bu tür oyunlara ya da eğlence adı altında olup da birlik beraberliği empoze edecek çalışmalara sadece üst ve orta düzey yöneticiler çağrılır. Yönetim kurulu başkanının da zaman zaman eşlik ettiği bu tür oyunlar, şirketlerin en fazla rağbet ettiği yöntemlerden biridir. Bu tür çalışmalara personelin de katılması halinde ekip ruhu yaratma sürecinde birçok gelişme sağlandığı gözlemlenmekle birlikte kesin sonuç olmadığı sık sık vurgulanır. Fakat sonuçlardan biri oldukça açıktır: Ev ve iş yaşamı arasında sıkışmış kent insanı ve büyük şirket çalışanı, soluğu doğada alıp takım elbiseyi kenara attığında ve üzerine rahat kıyafetler giydiğinde doğal olarak bir rahatlama yaşar.
Teorik öğrenmenin, yaşayarak öğrenmeye dönüştürüldüğü bu eğitim şeklinde, verilen eğitimin çoğu zaman daha kalıcı olduğu iddia edilir. Bu tür oyunlar sonucunda katılımcılar; ekip çalışması ve sistemli çalışma becerilerini geliştirdiklerini, bir ekip olarak birlikte çalışıp çözüm aramaktan mutlu olarak ortamdan ayrıldıklarını belirtirler. Zorluklarla başa çıkmayı seçen bu tür ekipler, birlikte çalışabilme ve ortak bir ruh yaratabilme becerilerini geliştirirler.
Tüm bu oyunların sonucunda şu sonuçlara varılır:
- Ekip ruhunu özümsemek
- Kendi çalışma alanları dışında birlikte aktiviteler yaparak ekip olmanın faydalarını yaşamak
#yenisayfa#
Ekip içinde çatışmaların olumlu hale döneceğini kanıtlamak
- Ekip çalışmasını oluşturma sonucunda verimlilik sağlandığını göstermek
- İletişim ve iş bölümü ile hedefe ulaşıldığını ve liderliğin önemini anımsatmak
- Ortak dil oluşturmak
- Ortak problem çözme yetileri kazanmak
- Birlikte çalışma becerisi geliştirmek
- Bireylerin kendilerini daha iyi ifade edebilmelerinin sağlanması
Bu oyunlarda ekip çalışması mesajı şu üç mesajla verilir:
- Hedef birliği
- İş bölümü
- Paylaşım, katılım
Yeni bir yüzyılda, kariyer alanındaki sorunlarla başa çıkabilmek için çalışma yaşamına dönük temel yetkinlikleri geliştirmekle işe başlayabilirsin. Başarılı bir ekibin üyesi olabilmek, gelecekle bütünleşen bir iş yaşamında yerini alabilmek için işe önce kendini sorgulamakla başlayabilirsin.