CV’ni yolladın, ardından iş görüşmesine beklendiğin haberi geldi. Bu, CV’nde belirttiğin özelliklerin, eğitimin ve deneyimlerinin işe uygun bulunduğu anlamına geliyor. Ama hâla işe kabul edilmiş sayılmazsın. Çünkü başvurduğun şirket seni henüz tanımıyor. İşte mülakatın nedeni de seni kişisel özelliklerinle tanımak. Bu görüşme, işe ne kadar uygun olduğunun ortaya çıkması, yani o işe kabul edilip edilmeyeceğine karar verilmesi için yapılıyor. Bir işe yerleşmede, her iki taraf için de karar verme aşamasının belki de en kritik halkasıdır bu. Firma da, aday da birbirlerine uygun olup olmadıklarına bu görüşme sonunda karar verirler. Bu yüzden kısıtlı süreyi en verimli şekilde değerlendirmek gerekir.
NLP Eğitmeni Banu Gökçül, mülakatın işveren açısından önemini bir örnekle şöyle açıklıyor: “Bireysel çalışma gerektiren bir işi ele alalım. Çalışanın bütün gün bir odaya kapanıp, bir makineyle baş başa kalması gerekiyor. İşveren şuna bakar: “Bu kişi bütün gün tek başına, sadece bir makineyle bir odada kalabilir mi? Çıldırır mı, çıldırmaz mı? Eğer kişi konuşkan biriyse, o işe uygun değildir. İşverenler de bu gibi noktalara dikkat ederler.”
Mülakat, firmalar tarafından çok önemsendiği için, nasıl mülakat yapacakları konusunda çeşitli eğitimlere katılıyor ve danışmanlık şirketlerinden yararlanıyorlar. İşe başvuran adaylar ise bu konuda yazılanları okuyarak, mümkün olduğu kadar çok mülakata katılarak tecrübe kazanabilirler. Her gittiğiniz mülakatı sonradan değerlendirin. Mülakat sırasındaki tutum ve davranışlarını, sorulara verdiğin cevapları tekrar tekrar gözden geçirmelisin.
Mülakatın da çeşitleri var
Yüzyüze mülakat: Şirketlerin en çok başvurduğu yöntem budur. Görüşmede sadece görüşmeci ve aday bulunur. Bazı firmalar, adayı rahatlatmak ve bilgi alışverişini kolaylaştırmak için birebir görüşmeleri sohbet havasında yürütmeyi tercih eder. Bazı firmalar da 'stres görüşmesi' denilen ve adayın doğal tepkilerini ortaya çıkarmayı amaçlayan yöntemleri kullanır.
Panel mülakat: İki veya daha fazla görüşmeci bir adayla görüşür. Firmanın farklı bölümlerine çok sayıda eleman alınacağı zaman bu yöntem uygulanır. Birden fazla kişi ile görüşmek zor gibi gözükse de, iyi bir panel yöneticisi koordinasyonu sağlayabilir.
#yenisayfa#
Grup mülakat: Birden fazla aday aynı anda görüşmeye alınır. Görüşmeci sayısı da birden fazla olabilir. Bu görüşmelerde son işe alma kararı verilemese bile, birlikte çalışması söz konusu olan kişilerin önceden birbirlerini tanımaları sağlanmış olur.
Telefon mülakatı: Özellikle telefonla müşteri hizmeti verecek kişilerin işe alımlarında, ses tonu, diksiyon gibi ilk aşamada önemli olan kriterleri anlamak için telefonla ön görüşme yapılır. Gazete ilanına telefon yoluyla başvurulması da istenebilir.
Değerlendirme merkezi: Üçten fazla adaya, başvurulan pozisyonun gerektirdiği nitelikleri ortaya koyabilecekleri bir örnek olay verilir ve belli bir süre bunu tartışmaları istenir. Değerlendirme, adayların bu süre içerisindeki tutum ve davranışları üzerinden yapılır. Bu sırada değerlendirmeyi yapanlar sadece izlerler. Adaylar, ayrıca bazı testlerden de geçirilebilir.
İlk izlenimde ince ayrıntılar
Bir iş görüşmesine çağırıldın, o iş için kendini en uygun ya da en güçlü aday olarak görüyorsun ya da kendine oldukça fazla güveniyorsun; fakat unutmaman gereken bazı ince ayrıntılar var! Özellikle ilk izlenimi yaratmak konusunda dikkatli ve ölçülü bir çaba harcamalısın.
Kendine ve yeteneklerine olan güvenin tastamam, bir de üstüne aşağıdakileri ekledin mi, iş görüşmenin olumsuz geçmesi için ufukta herhangi bir neden gözükmüyor!
Kişisel bakım çok önemli!
Kişisel temizliğe dikkat etmek, çok ağır parfümler kullanmamak oldukça önemli. Ayrıca saçların kesinlikle dağınık olmaması gerekiyor. Hiçbir işveren; dağınık, kendine özen göstermeyen birinin işine özen gösterebilecek biri olduğunu düşünmez.
Kıyafetlerin temiz ve ütülü olmalı. Erkekler için iyi bir takım elbise, kadınlar için ise etek ceket doğru bir seçim olacaktır. Tabii bu başvurulan işe göre değişiklik de gösterebilir. Karşındakine gösterdiğin saygı, kıyafetine gösterdiğin özenden belli olacaktır.
#yenisayfa#
Ayakkabılar!
Saçın ve yüzün, mülakatı yapan kişi tarafından muntazam bulundu, mülakatçının bundan sonra gözlerinin kayacağı ilk yer ayakkabıların olacaktır. Ayakkabıların mutlaka tertemiz olmalı! Yeni boyanmış olması çok büyük bir artı olacaktır.
El sıkışmanın önemi!
Mülakatçı ile tanışma aşamasında ve mülakat sona erdiğinde el sıkışılır. Bu durumda mülakatçının elini kendine güvenir bir şekilde sıkmalısın. Çekingen ve yumuşak bir el sıkışması yerine sıkı ve emin bir el sıkışması her zaman daha doğru bir izlenim bırakır.
Hızlı ve kendinden emin adımlar…
Mülakatçı kısa bir tanışma aşamasından sonra, seni bir toplantı odasına yönlendirecektir. Buraya hızlı ve kendinden emin adımlarla yürümelisin. Böylece “ne istediğini bilen” bir izlenim ortaya koyarsın.
İlk kelimelere dikkat!
Konuşmanın ilk aşamasında mülakatçına bir teşekkür etmeyi sakın ihmal etme! Takdir görmekten herkes hoşlanır. Bu ilk kelimelerde mülakatçının adını söylemek ise daha fazla artılar toplamana yarayacak. Unutma, ismini duymak her zaman kişiyi mutlu eder!
Göz kontağı ve beden dili…
Mülakatçın ile kendinden emin bir göz kontağı kurmalısın. Mülakatçın, onu canıgönülden dinlediğini anlamalı.
Konuşurken mülakatçıya doğru hafif eğilmek ise konuşmanın içinde olduğunun bir göstergesi olacaktır. Bu da hala istekli ve kararlı olduğunun işaretçisidir.
#yenisayfa#
Eyvah geç kaldım!
Bir yere geç kaldığında en iyi arkadaşın ya da ailenden birisi bile sana nasıl içerleniyorsa, hiç tanımadığın bir işveren de bu durumu en az o kadar kötü bir şekilde yorumlayacaktır. Bu yüzden zamanı iyi hesaplamalı, zamanında orada olmaya dikkat etmelisin. Erken gelmek bu konuda herhangi bir olumlu etki bırakmayacaktır. Aksine seni heyecanlı göstereceğinden ya da senden önce görüşmelere katılacak kişilerle karşılaşabileceğinden, bu, olumsuz bir izlenime neden olacaktır.
İşte ilk izlenimin ince detaylarını bizden öğrendin. Eğer bir işi gerçekten istiyorsan bu ince ayrıntıları sakın göz ardı etme!
Görüşmeye çağrıldıysanız
Bir görüşmeye çağırıldıysanız, önceden yapmanız gereken şeyler var demektir. AC İnsan Kaynakları Eğitim ve Yönetim Danışmanlık A.Ş. Genel Müdürü Ayşe Berkol, görüşmeye gitmeden önce yapman gerekenler için şunları öneriyor:
1. Görüşmeye gideceğiniz yerin telefon numarasını alın
2. Görüşeceğiniz kişinin ismini, unvanını ve firma içindeki pozisyonunu öğrenmek, mülakatta daha rahat olmanızı sağlar.
3. Zamanında orada olabilmek için firma adresini, hatta tarifini not edin.
4. Görüşmeye gideceğiniz firma hakkında bilgi edinin. Firma hakkında hiçbir şey bilmiyor olmak, sizi görüşme sırasında güç durumda bırakır.
#yenisayfa#
5. Mülakat sırasında işinize yarayacak bilgiler şunlardır:
6. Bu bilgileri, firmaya gitmeden önce sekreterle yapacağınız bir telefon görüşmesiyle elde edebilir, internetten de bazı bilgilere ulaşabilirsiniz.
7. Gazete ilanı ya da danışmanlık şirketi vasıtasıyla mülakata gitseniz bile, bu bilgileri telefon ya da danışmanlık şirketinden önceden elde edebilirsiniz. Pek çok danışmanlık şirketi ön görüşmede firma ismini söylemese de, işin mahiyeti ve firma hakkında kısa bilgiler verecektir.
8. Mülakat gününde, size verilen saatte orada olun. Herhangi bir nedenden dolayı geç kalacaksanız, arayıp gecikeceğinizi ve ne kadar zaman sonra orada olabileceğinizi bildirin.
9. Görüşmeye giderken giyiminize özen gösterin. Abartılı makyaj ve dikkat çekici aksesuarlar kullanmayın. Mümkünse takım elbise, ceket veya temiz görünümlü bir giysi tercih edin. Fazla spor, kot pantolon benzeri giysilerle gitmeyin.
10. Mülakata gideceğiniz yer, büyük bir ihtimalle yazılı olarak müracaat ettiğiniz bir yer olacaktır. Farklı bir durumda mülakata çağrıldıysanız, yanınızda bir CV bulundurun.
#yenisayfa#
11. Mülakat gününe mümkün olduğunca dinlenmiş, rahat ve özgüveninizi yüksek tutarak başlayın. Görüşme yapacağınız her firmaya aynı heyecan ile gitmeyebilirsiniz. Bazılarını diğerlerinden daha fazla arzu ediyor olabilirsiniz. Bu beklentinin sizi yanıltmasına izin vermeyin. Daha az istekle gittiğiniz bir firmadaki iş imkânı, size sonradan çok uygun gelebilecek bir kariyer fırsatı doğurabilir.
Maaş beklentini söylerken
İş görüşmesine gidiyorsun ve biliyorsun ki sana birçok iş arayanı rahatsız eden o özel sorulardan biri sorulacak: “Ücret beklentiniz nedir?” Bu soru canını sıkıyor olsa da, şirketlerin senin tam olarak ne istediğini, kendine güveninin ne kadar olduğunu, beklentinin şirket imkânları ile ne kadar örtüştüğünü bilmeleri açısından son derece önemli bir soru bu. Peki bu soruya nasıl cevap vermeli? Başvurduğun şirket senin beklentilerinin üzerinde bir ücret politikasına sahip ise sen kendini küçümsüyor imajı gösterebilirsin korkusu ve karşı tarafın verebileceğinin üzerinde bir maaş beklentisi sunma korkusu; bu sorunun cevaplanmasını en rahatsız edici kılan kısımlardır. Fakat bu sıkıntılı durumun içinden çıkabilmenin pek çok yolu var, biraz ön hazırlık işine yarayacaktır:
- İlgilendiğin pozisyon için yazılı başvuru yaparken ya da iş görüşmesi esnasında maaş beklentin sorulduğunda, hala kararsız isen, bu sorunun cevabını açık veya tartışılabilir olarak sunabilirsin.
- Bu soruyu cevaplarken bir ücret aralığı belirtmek en iyisidir. Böylece daha esnek bir cevap vermiş olursun.
- Daha önce bir yerde çalıştıysan, eski maaşının % 10 fazlasını maaş beklentine yazabilirsin.
- Görüşmeden önce sektör araştırması yaparsan ücret beklentisi için yakın bir öneride bulunma şansın artar. İlgilendiğin sektörde çeşitli firmalar, ilgilendiğin pozisyona ne kadar ücret veriyorlar; bunu araştırmalısın.
- Aslında bir beklentin var ya da tavsiyelerimize uyarak bir beklenti oluşturdun. O halde bu düşüncenin arkasında olmalı, karşı tarafı ikna etmeyi bilmelisin. Karşı taraf neden seni işe almalı ve sana neden bu kadar ücret vermeli, bu konuda onları inandırmalısın.
#yenisayfa#
- Başvurduğun şirketin nelere ihtiyacı olduğunu ve senin bu ihtiyaçları nasıl karşılayacağını ikna edici bir şekilde sunmak maaş beklentini söylerken olumlu bir etki yaratmak için önemlidir.
- Karşı taraf sana bir ücret teklifi sunduğunda her zaman bu konuda tartışma hakkın bulunuyor. Bu pozisyon için güçlü yönlerini ön plana çıkararak maaşında bir yükselişe gidilmesini talep edebilirsin.
İşte bunlara dikkat ederek “Ücret beklentiniz nedir?” sorusuna yanıt verebilirsin. Fakat unutma ki şirketlerin sana sunduğu ücretler dışında dikkat etmen gereken başka önemli konular da var. Eline geçen aylık net maaş değil, brüt maaş daha büyük bir önem taşıyor. Alacağın zamlar, ikramiyeler, sunulan sigorta, kariyer, tatil olanakları ve bu pozisyonun sana ne gibi bilgi ve beceriler getirebileceği konularını asla göz ardı etmemelisin. Yüksek bir maaş kısa vadede göz alıcı görünebilir, fakat uzun vadede maaş artışı, sigorta, prim gibi bu saydığımız konular sana daha büyük getiriler sunacaktır.
Bol şans!
Aman dikkat: Stres mülakatı!
İşverenler bir adayı işe almayı planlarken onlarda çeşitli özellikler ararlar. İşin gerektirdiği niteliklere göre adaylarda farklı farklı özellikler aranıyor olabilir. Bazı pozisyonlar da adayın stres ile nasıl baş edebildiğini önceden görmeyi gerektirebilir. Başvurduğun pozisyon eğer kişide stres ile baş edebilme yöntemlerinin gelişmiş olmasını gerektiriyorsa, mülakatı yapan yönetici bu konuda ne kadar yetkin olduğunu görmek için “stres mülakatı” diye adlandırılan mülakat yöntemini uygulamayı deneyebilir.
#yenisayfa#
Stres mülakatında soruları cevaplayan kişi ne kadar dikkatli olmak zorundaysa, soruları yönelten kişi de en az onun kadar dikkatli olmak zorundadır. Çünkü yanlış yönetilen stres mülakatları, adayın gereksiz yere yorulup sıkılmasına neden olabilir. Mülakatçı yönelteceği soruları çok dikkatli seçmeli, oradan buradan çevrilmiş, adayın kültürüyle alakası olmayan sorulardan kaçınmalıdır. Adaylar ise bu tip sorulara önceden hazırlıklı olmalı ve kendine güvenini ispat ederek soruları uygun şekilde cevaplamalıdır.
Önceden hazırlanıp kendini en iyi şekilde ifade edebilmen için işte stres mülakatında yöneltilen sorular ve bu sorular ile baş edebilme yolları:
Ne kadar zamandır iş arıyorsunuz? Neden henüz iş bulamadınız?
Bu tip bir soru adayı bir hayli zorlayacaktır. Uzun süredir çalışmıyor olduğun bir gerçekse bu soru ile karşılaşma olasılığın yüksektir. Fakat korkmaya gerek yok! Bu soruya verilebilecek pek çok uygun cevap var. Önemli olan mülakat sırasında sakinliğini koruman ve en uygun cevabı stres yapmadan verebilmen. “Herhangi bir iş aramıyorum, bana en uygun olan işi bulmak için iş arama süremi uzattım.”, “Pek çok iş teklifi aldım, fakat bana en uygun olanını arıyorum.”, “Lisansüstü öğrenimime devam etmeye karar verdiğim için bu süre içerisinde iş arayışına girmedim.” benzeri cevaplar ile bu sorunun üstesinden gelebilirsin.
Firmamız hakkında bildikleriniz?
Acemi adaylar genellikle aynı anda pek çok iş başvurusu yaparlar. Bu karmaşa içinde de başvurdukları firmaları unutabilirler. İş görüşmesine gitmeden önce başvurulan firmayı iyice bir araştırmak gerekir. Bu tip bir araştırma, hem adayın bu firma ile çalışmak isteyip istemeyeceğini tekrar düşünmesi için hem de böyle bir soruda en doğru cevapları verebilmesi için oldukça önemlidir.
Firmamıza adapte olup katkı sağlamaya başlamanız ne kadar sürede gerçekleşir?
Bu tip bir soru ile işveren senin işe ne kadar hazırlıklı olduğunu, yeni ortam ve işlere nasıl adapte olabildiğini anlamaya çalışacaktır. “Ben bir günde, bir haftada adapte olurum.” demek “Hatta biraz sonra kanatlanıp uçacağım.” diye devam etmeni bekletecek bir cevap olur. Daha önce yeni bir şehre, yeni bir okula, üniversiteye nasıl adapte olduğun gibi durumlar, bu soruya cevap vermende sana yardımcı olacaktır. Fakat bu süreç altı ayı geçiyorsa bu olumsuz bir izlenim bırakacaktır. Niteliklerini ve daha önceki tecrübelerini düşünerek mantıklı bir zaman dilimi sunabilirsin.
#yenisayfa#
Firmamıza hangi konularda katkı sağlayacağınıza inanıyorsunuz?
En uygun zamanda firmaya adapte olabileceğini söyledin. Peki firmaya nasıl katkıda bulunacağını biliyor musun? Mülakata gitmeden önce bu konu hakkında mutlaka ön bilgin olmalı. Pozisyon için aranan nitelikler hakkında bilgiler ve iş görüşmesi esnasında mülakatı yapan kişinin sana o ana kadar vermiş olduğu ipuçları ile bu soruya en uygun cevabı verebilirsin. Aranan niteliklere ne kadar uygun olduğunu ve bu konuda firmaya nasıl destek sağlayacağını aktarabilirsin.
Firmamızda ne kadar süre ile çalışmayı düşünüyorsunuz?
Baş edilmesi en zor sorulardan biri. Araştırmacı, yenilikçi ve rekabete açık bir firmaya başvurduysan bu firmaya vereceğin en güzel cevap “Çok sık iş değiştirmeyi doğru bulmuyorum fakat çalıştığım firmada ilerleme olanaklarım kısıtlanmışsa yeni bir iş arayışına girerim.” olacaktır. Daha statik bir firma ile çalışacaksan “Performansımdan memnun kalındığı sürece uzun süre çalışmayı düşünüyorum.” diyerek bu soruyu yanıtlayabilirsin.
Başka bir firmada çalışmak sizin için daha uygun olabilir miydi?
Profesyonel niteliklerinin farkındaysan, kişisel özelliklerin ve niteliklerinle başvurduğun firmanın kriterlerine uygun olduğuna gerçekten inanıyorsan bu soruyu cevaplaman çok kolay olacaktır. İşveren de zaten bu soruyu cevaplarken buna ne kadar inandığın konusunda ikna olmak isteyecektir.
Yaşınıza oranla daha fazla para kazanmanız gerektiğine inanıyor musunuz?
Eğer eline geçen ücret meslektaşlarından daha az ise bu mülakatçıyı düşündürecektir. Çünkü bu tip bir durum performansının aynı görevde çalışan arkadaşlarına göre daha düşük olduğunun göstergesi olabilir. Mülakatçı maaş düşüklüğünün nedenini öğrenmek isteyecek, bunun seninle ilgili bir problem mi yoksa şirketinin maaş kriterleri ile ilgili bir konu mu olduğunu anlamak isteyecektir. Bu soruya şu şekilde cevap verebilirsin: “İşe başladığımda ücretten çok diğer faktörlere önem veriyordum, kendi potansiyelimi fark ettikçe benim için ücretin de önemi artmaya başladı.”
#yenisayfa#
Görüşmemizi olumlu ya da olumsuz olarak nitelendirebilir misiniz?
Bu tip bir soruya mülakatçı, görüşmenin olumsuz geçtiğini düşündüğü anlarda başvurmaktadır. Bu soru ile mülakatçı, kötü giden mülakatı kurtarman için son bir şans vermektedir. Kötü giden bir mülakat için oldukça iyiydi demek, yanlış bir cevap olacaktır. Mülakatçı bu şekilde cevap verirsen değerlendirme yeteneğinin gelişmediğini düşünebilir. Vurgulamak istediğim başka şeyler de var, şu sorunuzu tekrar yanıtlamak istiyorum benzeri geri dönüşler ve aranan niteliklere uygunluğunu belirten yeni cümleler ile bu sorunun üstesinden gelebilir, olumsuz geçmiş mülakatı olumlu yönde etkileyebilirsin.
Gördüğün gibi stres mülakatında yöneltilen sorular gerçekten zor sorular. Fakat hazırlıklı olup bu soruların üstesinden rahatlıkla gelebilirsin. Neye ne şekilde cevap verebileceğini önceden bilmek zaten en başında kendine güvenini artıracak, görüşmenin de olumlu geçmesini sağlayacaktır.
İşvereni ne kadar tanıyorsun?
İş araştırması yaptın ve ön yazılarını hazırlayarak beğendiğin birkaç ilana başvuruda bulundun. Şimdi CV’n, dolayısıyla kaderin işverenin elinde. Şöyle bir incelediler CV’ni ve olumlu bir aday olabileceğini düşündüler. Hemen seni aradılar ve x gününde, x saatte, x yerde bir görüşme verdiler. İşte en kritik saat bu saat olacak. Çünkü işveren bu görüşmeden çıkaracağı sonuca göre seni işe alıp almamaya karar verecek. Peki, senin yapman gerekenler neler? Yapman gerekenlerden bazıları şunlar: Sorulan sorulara verebileceğin muhtemel cevapları düşünmeli ve kendini hazırlamalısın, başvurduğun pozisyon hakkında bilgi edinmelisin ve firmayı yakından tanımalısın. Şimdi “firmayı yakından tanıma” kriterine yakından bakacağız ve neden önemli olduğunu öğreneceğiz.
#yenisayfa#
Firma hakkında bilgi sahibi olmak derken neyi mi kastediyoruz? Kısaca şöyle özetleyebiliriz: Firmanın tarihçesi, vizyonu, ürünleri, çalışan sayısı, sektördeki yeri, rakipleri ve firma içerisinde senin aday olduğun pozisyonun gerekleri gibi birçok nokta hakkında bilgi sahibi olmalısın. Günümüzde internet teknolojisinin yaygınlığı zaten bu işi oldukça kolaylaştırıyor. İnternetin dışında üniversitelerde düzenlenen firma tanıtım günleri ve okulların kendi bünyelerindeki kariyer merkezleri de bu ve bunun gibi birçok bilgiyi sana aktarabilir. Bu konu, yapılan araştırmalara göre kişisel yetkinliğin yanında işverenlerin mülakatlarda dikkat ettiği en önemli noktalardan biri.
Firmayı tanıdığını gösteren, en fazla yarım saatini alacak bu küçük araştırma, mülakatta verilen imajı da epey sağlamlaştırıyor. En önemlisi, seni ve firma hakkında ne kadar çok şey bildiğini gören yetkili, araştırmacı bir kişiliğe sahip olduğuna ve ayrıntıları önemsediğine şahit oluyor. Bu da verilebilecek en güzel izlenimlerden biri. Ayrıca firmanın misyonu, vizyonu ve özellikleriyle senin özelliklerinin ortak olduğunu düşünüyorsan bunları not etmeli ve bunları mülakatta mutlaka dile getirmelisin. Böylece görüşmeci, senin kendini firmayla nasıl özdeşleştirdiğini görecektir.
İşte seni rakiplerinin önüne taşıyacak küçük bir adım. Mülakata çağrılmanın işi alma anlamına gelmediğini bilmeli ve görüşmeye hazır bir şekilde katılmalısın. Mülakat öncesinde kafanda bir plan yapmalı, cevaplarını netleştirmeli ve firmayı tanımanı sağlayacak araştırmalar yapmalısın.
Banu Gökçül - Aylin Çevik
Akarma Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Kurucusu Banu Gökçül ve eğitim uzmanı Aylin Çevik, NLP yönteminin stresle baş etme, kariyer planlama gibi konularda nasıl kullanılabileceğini anlatıyor:
#yenisayfa#
NLP nedir?
Banu Gökçül: NLP'nin İngilizce açılımı Neuro Linguistic Programming. 'Neuro'yla kastedilen duyu organlarımız. Bütün bilgilerimiz beş duyu organımızda oluşur. Bu beş kaynağı kestiğiniz zaman dünyayı algılamanız da engellenmiş olur. Yaşadığımız her tecrübeyi yine bu beş duyu organımızla anlamlandırıyoruz. 1970'lerde bir grup bilim adamı kendilerine şöyle bir soru sormuş: "Ne yaparsak en yüksek kapasitemize ulaşabiliriz?” Buradan yola çıkarak dönemin en başarılı insanlarına bakmışlar. Bu insanların sinir sistemlerini ve dillerini nasıl kullandıklarını incelemişler ve modellere ulaşmışlar. NLP'de 'Linguistic' dediğimiz kısım ise insanların kullandıkları dil. Kullanılan dil, kişilerin inançlarını ele veren tek ipucudur. Dilin ne kadarını kullanabiliyorsak, yaşadığımız dünyayı da o kadar algılıyoruz demektir. İşte NLP, beş duyu organımızı ve kullandığımız dili yeniden programlayarak kendimizi en üst versiyonda yaşamamız anlamına geliyor.
Gençler NLP'yi nasıl kullanabilir?
BG: Hedeflerini belirlemede, bunları daha iyi oturtmada, değerlerini yeniden düzenlemede kullanabilirler. Gençlerimizde 'vizyon' eksikliğini gözlemliyorum. Geleceği çok iyi görünmeyen, belirsizliklerin hakim olduğu bir ülkede yaşadığımıza inanıyorlar; gerçekten de öyle ama vizyon olmadan başarılı olmak mümkün değil. Gençlerin mutlaka hedef belirlemesi lazım. Bu hedef belirlendikten sonra da "Ben on yıl sonra ne yapmak istiyorum?" sorusunu cevaplandırmaları gerekiyor. Biz NLP’de bunu görsel olarak canlandırmalarını sağlıyoruz.
- On yıl sonra nerede yaşıyorlar?
- Üzerlerinde nasıl bir kıyafet var?
#yenisayfa#
- Hangi mesleğe sahip olmuşlar?
- İnsanlar onlara nasıl hitap ediyor?
- İnançları neler ve dünyayla ilgili neler konuşuyorlar?
- On yıl sonra geldikleri bu noktada ne hissediyorlar?
- Mutlular mı, değiller mi?
NLP’yle on yıl sonraki durumu yaşatıyoruz onlara. Dolayısıyla insanların bilinçaltına on yıl sonra ne olacakları yerleşmiş oluyor. Böylece hedef laf olarak kalmıyor. Sonra sıra bir 'misyon' belirlemeye geliyor. Bu sefer şunu soruyoruz: "Senin bunu yapmaktaki amacın ne?"
Yani sorularla ne istediklerini belirliyorsunuz?
BG: Biz NLP'de insanlara düşünme tekniklerini öğretiyoruz. Bu da soru sorma teknikleriyle ilgili bir şey. Misyondan sonra sıra 'değerleri’ belirlemeye geliyor. Örneğin bazı insanlar için sağlık önemliyken, bazıları için başarı, bazıları için aile, bazıları için yalnızlık önemli. Bütün değer kavramlarının arasında kendileri için önemli olan beş değer seçmelerini istiyoruz. Çünkü kişi, hayatını aslında beş değere göre tasarlıyor. Kişinin değerlerinin, vizyonuyla ve misyonuyla ne kadar örtüştüğü önemli. Diyelim ki benim vizyonumda çok başarılı bir iş kadını olmak var. Bakıyorum, benim değerlerim içinde aile var, çocuk var, kocamın mutluluğu var. Peki, ben bu değerlerle o vizyona ulaşabilir miyim? Çünkü bu değerler o vizyonu doğrudan desteklemiyor. Çok başarılı bir iş kadını olmayı gerçekten istiyorsam ya değerlerimde değişiklikler yapmalıyım ya da bu değerlere uygun vizyon seçmeliyim. Aksi takdirde başarılı olamam.
Bir de kendine güvensizlik gibi yaygın bir durum var...
BG: Evet. Bazen insanların bilinçaltında kendine güvensizlik oluyor. Böyle durumlarda kişi kendi kendine sabotaj yapabiliyor. Bir kadın düşünün ki, kadınların iş dünyasında başarılı olamayacağını, sadece erkeklerin başarılı olabileceğini düşünüyor. Bu inançla, işinde ilerlememek için kendine sabotaj yapmış oluyor. Ya da bir işi yapamadığı için kendine yeni inançlar uydurmuş olabilir.
#yenisayfa#
NLP eğitimi ne kadar sürüyor??
BG: Eğitimin tamamı sekiz seans sürüyor. Birkaç gün içinde de NLP’yle ilgili fikir sahibi olunabilir.
İnsanlar kendi başlarına NLP'yi öğrenebilirler mi?
BG: Kitaplardan genel bilgiler öğrenilebilir. Ama benim gözlemlerime, duyduklarıma ve aldığım geri bildirimlere göre insanlar kitaplardan tam olarak tatmin olmuyor. NLP eğitim sürecinde önce "NLP Practitioner" oluyorsunuz, sonra "NLP Master Practitioner", son aşamada da "NLP Trainer". NLP’yi öğrenecek ve hayatında kullanacak olan genç arkadaşların “NLP Practitioner” aşamasında kalmaları yeterli.
NLP seanslarına katılmanın maliyeti nedir?
BG: ABD ve Avrupa'ya göre çok yüksek değil. ABD'de 2000 dolar, burada 700 dolar civarında. On gün boyunca tam gün süren bir program. Bitiminde katılımcılar uluslararası bir sertifika alıyor.
Mülakat stresini atlatmak için önerileriniz var mı?
BG: Stresi ya da kaygıyı, yapmakta zorlanacağımız bir iş öncesinde bedenimizin verdiği bazı tepkilerin bize yaşattığı ağır durum olarak düşünürsek, başa çıkmanın da mümkün olduğunu anlayabiliriz. Öncelikle bilmemiz gereken şey, kaygının her yönüyle zararlı olmadığıdır. İş görüşmesi gibi zor durumlarda biraz endişe duymak, sanıldığının aksine daha başarılı olmak için kendimizi zorlamamıza yardımcı olur. Esas önlenmesi gereken, zihnimizi ve bedenimizi kapana kısılmış hissettirecek ölçüde baskı altına girmiş olma duygusu.
#yenisayfa#
Öncelikle bilmeliyiz ki zihnimiz ile bedenimiz birbirine uyumlu olarak çalışır. Yani bedenimizi ne kadar rahatlatırsak zihnimiz de ona bağlı olarak o kadar açık olur. Ayna karşısında çok mutsuz olduğunuzu düşünerek gülümsemeye çalışın. İsterseniz omuzlarınızı düşürün, kambur ve asık suratlı bir duruşa geçin ve çok mutlu olduğunuzu söyleyin. Bunları yapmanın o kadar kolay olmadığını göreceksiniz. Zihnimize söz geçirmenin bedenimizle ilgili olduğuna inanmak, bu denemeden sonra daha kolay olacak. Görüşme esnasında da bunu hatırlayarak bedeninize sık sık ‘gevşe, rahat ol’ mesajı yollayın. Bunu derin bir nefes alarak yaptığınızda zihninizin de otomatik olarak rahatlayacağından emin olabilirsiniz. Esnek beden ve zihin, en yaratıcı zihindir. Tüm bilgiler kendiliğinden gelir. Sıkışmış beden ve zihinde yaratıcılık olamaz. Hem sinir sisteminizin, hem zihninizin esnek olması, içimizde zaten var olan öz kaynakların ortaya çıkmasına izin verir.
Olumlu düşünmenin etkisinden de söz etmiştiniz..
BG: Beyin olumlu düşünce ile hareket eder. Dolayısıyla iş görüşmesi ile ilgili olumlu düşünceler taşımak da bu süreci kolaylaştırır. Sesli ve sessiz içsel konuşmalarda olumlu ifadeler kullanmak, bilinçaltınıza olumlu mesajlar göndererek sizi daha güçlü bir konuma getirir. Olumlu düşünen zihin daha açık olacağı için başarılı olmak da kaçınılmaz olacaktır. “Bu işe alınmak çok zor!” yerine, “Belki hayattaki en kolay şey değil ama elimden geleni yapıyorum” diye düşünebilirsiniz. “Mülakatı geçemeyen bir sürü insan var!” yerine, “Bu görüşme istediğim gibi geçmezse bir sonraki görüşmeye hazırlanmak için daha fazla zaman ve tecrübem olacak” diyebilirsiniz.
Böyle düşünmeyi fazla iyimserlik olarak algılamayın. Gerçekçi olun ve olumlu düşünceye sahip olmanın getireceği faydalardan kendinizi mahrum etmeyin. Olumlu düşünce bedenin rahat olmasını sağladığı için daha etkin olmayı da beraberinde getirecektir. Görüşmenin sona erdiğini, son derece iyi geçtiğini, ailenize ve arkadaşlarınıza mutlu bir şekilde güzel haberi verdiğinizi düşünün. Bunu o kadar canlı bir şekilde yapmaya çalışın ki o anda hissedeceğiniz huzur ve rahatlama hissini gerçekten yaşayın. Belki daha da ileri gidip istediğiniz işe başladığınızı hayal edebilirsiniz. Görecek, hissedecek ve duyacaksınız ki bu hayaller sizi motive etsin ve daha olumlu bir ruh haline kavuşmanızı sağlasın.
#yenisayfa#
Mülakatta beden dili nasıl kullanılmalı?
Aylin Çevik: Kişinin karşısındakini bilinçaltı seviyesinde yönlendirmesi beden diliyle mümkün. Bunu gerçekleştirmenin yolu da karşıdaki kişiyle 'uyum' sağlamaktan geçiyor. Karşıdaki kişi müstakbel işvereniniz olabilir. O nasıl bir vücut dili kullanıyorsa siz de ona yakın bir vücut dili kullanabilirsiniz. Karşınızdaki ses tonunu nasıl ayarlıyorsa siz de aynı şekilde ayarlayabilirsiniz. Yüksek sesle konuşuyorsa, siz de bağırır gibi değil ama canlı ve yüksek bir ses tonuyla konuşabilirsiniz. Sakin sakin konuşuyorsa, siz de sakin sakin konuşabilirsiniz. Öncelikle kendinizi karşınızdakine uydurmak, benzetmek gerekiyor. Dolayısıyla o da sizinle bir yakınlık hissedecek ve görüşme baştan rahatlamış olacak. Başlangıçta böyle bir şey yaptığınız zaman karşınızdaki üst düzey bir yönetici de olsa, uzman da olsa, konuşmanın seyri içinde sizin tarafınıza çekilecek. Böylelikle görüşme çok daha sağlıklı bir şekilde ilerleyecek. Bu bir oyun gibi de düşünülebilir.
Mülakatta ücret konuşulmalı mı?
AÇ: Konuşmayı bu noktaya işveren getirir. Mülakata giden kişinin ücretleri sorması doğru olmaz. Eğer işveren değinmediyse siz de konuyu açmayın. Ancak ikinci bir görüşmeye çağırılırsanız bu konu kendiliğinden açılacaktır. Açılmıyorsa konuşmanın sonlarına doğru kibar bir dille sorabilirsiniz.
Genç bir insan kariyerini nasıl planlamalı? Kariyer merkezlerine mi danışmalı, yoksa bunu kendi başına da yapabilir mi?
BG: Diyelim ki aşçı olmak istiyor. Hilton Oteli gibi beş yıldızlı bir otelin aşçısı olmayı hedeflemiş. Önce küçük ölçekli yerlerde çalışmakla başlayacak, basamakları yavaş yavaş çıkacak. İşverenine hedeflerini anlatacak. Küçük bir restoranda başladıysa, orada öğrendiği bilgilerin yeterli olduğuna inandığı zaman bir otele geçebilir. Tek yıldızlı bir otelde başlar, sonra örneğin bir tatil köyüne geçer. Böyle böyle yükselmeye başlar. Şöyle bir durum da olabilir; diyelim ki beş yıldızlı bir otelde aşçılık işi bulamadı, o zaman aynı otelde boş olan bir başka pozisyonda, mesela resepsiyonda çalışarak başlayabilir. Ama pozisyonunu aşçılarla dost olmak üzere kullanır. Yönünü oraya doğru çevirir. Tabii bunu ancak bir kariyer planı varsa yapabilir ve işe bu gözle bakabilir. Bir ormana bilerek baktığınızda hangi ağaç çam, hangi ağaç çınar görürsünüz. Ama bilmeden baktığınızda yemyeşil bir güruh görürsünüz. Kariyer planlamak, o ağaçların neler olduğunu bilmek ve aralarından işine yarayacakları alıp ne tarafa doğru yürüyeceğini belirlemek gibi bir şeydir.