Trekking Mercek Altında
Toprak bedava, doğa bedava, hava bedava, su bedava, e ayaklarım da bedava diyorsan tez elden trekkinge başlama vakti geldi. “Şehir stresi, ders - okul stresi derken ezildim büzüldüm, çürüdüm gittim” dediğini duyar gibiyiz. Oturduğun yerde hayıflanmak yerine, trekking macerasını keşfetmelisin. Trekking; yorgun seni alacak, yerine dinlenmiş, yenilenmiş ve tüm stresinden arınmış bir sen getirecek, ama bunu yaparken tek bir sorunun olabilir: Trekking bağımlılığı!
Trekking kelimesi, kolayca anlaşılacağı gibi “trek” kelimesinden geliyor ki, o da uzun mesafeli ve zahmetli yürüyüş demek oluyor. Aslında doğa yürüyüşü anlamında... Hem zahmet çekip, hem uzun uzun yürüyüp, hem nasıl rahatlanır diyorsan, bu yürüyüşün beton binaların arasında, kalabalık caddelerin kaldırımlarında ya da manzaralı bir otelin koşu bandında olmadığını hatırlatırız. Bu yürüyüş dağ, bayır, dere, tepe, kanyon, orman, yayla gibi yerlerde olduğundan, sen de bunun sonucu olarak, maksimum seviyede rahatlayacaksın.
Trekking’i mühim bir sağlık engeli olmayan her yaştan insan yapabiliyor. Türkiye’de artan şehir stresi, herkesi doğa yürüyüşlerine yönlendirdi. Tabii bu durumda hava şartları da büyük önem kazanıyor. Her sağlıklı insanın kolayca trekking yapabileceği en uygun zamanlar bahar ayları. Bahar aylarında ne bunaltıcı sıcaklar, ne de soğuk havalar olacak, kar kış da hiçbir engel teşkil etmeyecek, böylece trekking bir eziyet olmaktan çıkıp bir keyfe dönüşmüş olacak. Trekking ayrıca gruplar hâlinde yapılabiliyor ki böyle yapılması daha risksiz. Böylece yürüyüş esnasında takım ruhu perçinleşiyor ve sıkı dostluklar kuruluyor.
Türkiye’de bol bol trekking alanı olması da büyük bir avantaj. Yaşadığımız şehirlere çok yakın olan, birçok doğasever tarafından keşfedilmiş ve hâlâ birçokları tarafından keşfedilmeyi bekleyen doğa harikaları mevcut. Bunlar zorluk ve güzellik derecelerine göre çeşit çeşit. O kadar ki trekking yapmak için yurt dışından bu parkurlara binlerce turist geliyor. Eee... adamlar ta oralardan geliyor da, sen burnunun dibindeki muhteşem güzellikleri kaçıracak mısın? Kaçırma, kaçırmamalısın…
#yenisayfa#
Trekking’in Temel Kurallarına Gelince
Grup yürüyüşlerinde dikkat edilmesi gereken birçok unsur var:
İlk olarak grubun tek sıra hâlinde ilerlediğinden emin olmak gerek. Ayrıca grubun liderliğini en tecrübeli takım üyelerinden biri yapmalı, aynı şekilde takımın en sonunda da işlerin doğru gidip gitmediğini takip edebilecek tecrübeli bir takım üyesi olmalı. Grup öncüsünün bir arkasında ise takımın en zayıf üyesinin bulundurulması tavsiye ediliyor, böylece yürüyüş temposu ona göre ayarlanıyor ve en zayıf halka kopsun felsefesi güdülmüyor. Bunun yerine her zaman, en zayıf halkaya destek olunuyor. Fakat, burada dikkat edilmesi gereken husus, kişilerin kendi performanslarına göre parkur seçmesi. Çok tecrübesiz bir üye, çok tecrübeli üyelere engel olacaktır. Bu yüzden herkesin başarılı olabileceği parkurlarda yürüyüşe başlaması çok önemli.
Molalarda ise çok dikkatli olmak gerekiyor, çünkü molalar kişinin enerjisine ve yürüme isteğine sekte vurabilir. Bu yüzden dura dura ilerlemek çok tavsiye edilmiyor. Kısacası belli saatlerle, grubun performansına göre tam gaz ilerlemek konsantrasyonu bozmamak açısından gerekli bir unsur. Genelde yürüyüşler 50 dakika sürer ve ardından 10 dakikalık molalar verilir. Mola esnasında ter soğuyabilir. O yüzden vücut sıcaklığına aldanmadan üzerine biraz daha kalın bir şey giymelisin. Bazen de yürüyüş esnasında iki dakikalık molalar verilir. İki dakikalık mola sadece nefes düzenlemek içindir.
Grup içi haberleşme ise – kulaktan kulağa oynar gibi – yapılmalı. Çünkü birilerine bağıra bağıra derdini anlatmaya kalkarsan, her an düşmeyi bekleyen bir taş veya toprak parçasını harekete geçirebilir, takımın hayatını tehlikeye atabilirsin. O yüzden sen sen ol, başkalarına iletmek istediklerini önce önündekine veya arkandakine söyle, onlar da diğerlerine iletsinler.
Trekking parkurları
İstanbul çevresinde, İç Anadolu Bölgesinde, Ege’de, Akdeniz’de, Güney Doğu Anadolu’da; kısacası Türkiye’nin her yerinde trekking parkurları mevcut ve hepsi birbirinden harika!
İzmit, Adapazarı, Gemlik, İznik, Yalova, Tekirdağ, Bolu ve İstanbul’da trekking için uygun onlarca parkur bulunuyor ve bu parkurlar her yıl milyonlarca trekkingciyi ağırlıyor. Bunların dışında ise; Kaçkar Dağları, Olimpos, Aladağlar, Kapadokya, Karadeniz, Ağrı Dağı, Nemrut, Ilgaz Dağı gibi bölgelerde de trekking yapılabiliyor. Parkurların hepsi farklı zorluk derecelerine sahip. Ve Türkiye bu konuda epey zengin: En basitinden en karmaşık ve zorlusuna kadar, çeşitli parkurlar var.
#yenisayfa#
Parkurları kolay, orta ve zor parkurlar olarak üçe ayırabiliriz. Fakat bu kategoriler için kalın çizgiler koymak mümkün değil. Parkurlar da, kendi aralarında derecelendirilebilir. Örneğin: çok kolay, kolay, orta seviye, zor, çok zor ve en zor olarak da alt seviyeler yapmak mümkün. Yeni başlayanların en kolay parkurlardan başlaması çok önemli, ayrıca trekking’in, parkur seçiminin, parkur rotasının bir rehber tarafından belirlenmesi de, her zaman için büyük önem taşıyor. Tehlikeleri azaltmak için çok dikkatli davranmak, doğru parkurların, doğru yerlerinden ilerlemek büyük önem taşıyor.
Bülent Saraloğlu ve Okan Yenigün, 13 yıldır dağ ve doğa turizmi ile uğraşıyor. Üç yıldan bu yana da tecrübelerini birleştirerek kurdukları Buklamania Outdoor Sports’ta rehberlik ve yöneticilik yapıyorlar. Bolu, Adapazarı, İzmit, Tekirdağ, Yalova gibi bölgelerde bulunan en güzel günübirlik yürüyüş parkurlarını sizler için zorluk derecelerine göre listelediler.
Kolay parkurlar
En az 2 – 4 saat yürümeyi göze almak gerekir. Her parkurun yürüyüş süresi grubun hızına göre değişebilir. Her parkurun özelliği farklıdır. Kimisi kolay bir gezi havasında geçerken kimisi daha zorlayıcı olabilir. Bu nedenle gitmeden önce acentenizden detaylı bilgi alın.
Bazı parkurlarda ekstra ekipmana (çakı, el feneri v.b.) ihtiyaç duyulabilir. Eğer turu organize eden firma bunları temin etmiyorsa, bunun kendi sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.
Abant Gölü / Bolu
Parkur: 1200 metre yükseklikteki Abant Gölü’nün çevresini ve civar yaylaları kapsar. Her mevsimde gidilebilir. En çok kış aylarında, etrafın karla kaplandığı ve gölün buz tuttuğu dönemlerde tercih ediliyor. Yaylalara düzenlenen yürüyüşlere katılmak istemeyenler çevredeki çam, köknar ve kayın ormanlarının güzelliğini keşfedebiliyor. Abant, temiz dağ havasını solumak ve midenize balık ziyafeti çekmek için birebir.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: Yaklaşık 3 saat
Yürüyüş mesafesi: 10 km civarında.
#yenisayfa#
Poyrazlar Gölü / Adapazarı
Parkur: Poyrazlar Gölü, Milli Park kapsamında yer alıyor. Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan göl, henüz kirlenmemiş berrak suyuyla pek çok su kuşunu kendisine çekiyor. İsteyenler gölün etrafını keşfe çıkarken, isteyenler de göl çevresini turlayabiliyor.
Ulaşım: Midibüs ile 3 saat
Yürüyüş süresi: 2 saat
Yürüyüş mesafesi: 8 km
Çiğdem Yaylası / Adapazarı
Parkur: Adapazarı'nın Hendek ilçesi Karadere beldesinde. Keremali Dağı da deniyor. Çiğdem Yaylası ve çevresinde yürüyüş yapılıyor. 1550 metre yükseklikte bulunan parkur ormanlık ve hafif engebeli. Ahşap yayla evleri ve yaz boyu süren yayla yaşantısıyla Doğu Karadeniz’deymişsiniz hissi yaratıyor.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: 3.5 ile 5 saat arasında
Yürüyüş mesafesi: 13 km
İnönü Yaylası / Adapazarı - Pamukova
Parkur: İnönü Yaylası geniş meralar ve köknar ormanlarıyla kaplı. Yayla, Doğu Karadeniz’den göç etmiş insanlar tarafından kullanılıyor. Bu nedenle Karadeniz’e özgü bir mimarinin izlerini görmek mümkün. Rahatlıkla yürüyebileceğiniz kolay bir parkur.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 12 km
Tepe Manayır / İzmit - Gebze
Parkur: Tepe, Manayır Köyü’nde. Göksu Deresi boyunca yürünen, bodur ağaçlar ve çalılıklarla kaplı, hafif engebeli bir bölge. Zaman zaman dere geçişleri yapılıyor. Islanmak kaçınılmaz olduğu için yürüyüşe bunu göze alarak katılın. Uzun süren dere içi geçişe rağmen kolay aşılabilen bir parkur. Özellikle yazın, derenin berrak suyunda yüzebilirsiniz.
Ulaşım: Midibüs ile 2.5 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 18 km
#yenisayfa#
Delmece Yaylası - Gemlik
Parkur: Samanlı Yarımadası’nda, Gemlik'in Selimiye Köyü ile Yalova'nın Teşvikiye Köyü arasında. 800 metre yükseklikteki Delmece Yaylası, kolayca bitirebileceğiniz rahat bir parkur. Bölgede pek çok Gürcü köyü bulunuyor. Gürcü folkloru bu bölgede tüm canlılığıyla devam ediyor.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 3 saat
Yürüyüş mesafesi: 10 km
Sünnetgöl / Bolu-Göynük
Parkur: Sünnetgöl 820 metre yükseklikte, 22 metre derinliğinde bir heyelan gölü. Karaçam ormanlarının çevrelediği parkurda yürüyüş mesafesi kısa. Sünnetgöl, mevsim sınırı olmadan gidilebilecek bir bölge. Göl kışın donuyor ancak ilkbaharda karların erimesiyle su seviyesi tekrar yükseliyor. İşte o zaman manzara, çevredeki ağaçların bir kısmının gölün içinde kalmasıyla gizemli ve biraz ürkütücü (özellikle gün batımında) bir hâl alıyor.
Ulaşım: Midibüs ile 5 saat
Yürüyüş süresi: 2 saat
Yürüyüş mesafesi: 4 km
Gölcük Gölü / Bolu
Parkur: Aladağlar’ın eteklerinde bulunan ve köknar ağaçlarıyla çevrili olan Gölcük Gölü, her mevsim gidilebilecek bir bölge. Milli Park alanı içinde bulunan bölgede, isterseniz göl çevresinde isterseniz tepelere doğru yürüyüş yapabilirsiniz. 950 metre yükseklikteki göl aslında suni bir gölet.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: 3 saat
Yürüyüş mesafesi: 10 km
Aytepe / İzmit – Maşukiye
Parkur: Yüksekliğin yaklaşık 1000 metreyi bulduğu Aytepe parkurunda toprak yolda yürüyüş yapılıyor. Beşkayalar Tabiat Alanı ile Soğukdere, Sıcakdere ve Kirazdere'nin yüksek kaya duvarları ve kanyonları kimi zaman parkura dahil oluyor. Bölgenin asıl adı ‘Ayıtepe’. İsmi çevredeki ormanlarda yaşayan ayılardan geliyor. Kış ve sonbahar ayları Aytepe’yi keşfetmek için en uygun zamanlar...
Ulaşım: Midibüs ile 2.5 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 15 km
#yenisayfa#
İlimbey / Adapazarı
Parkur: Balıkesir yolu üzerinde. İlimbey parkurunda orman içinde yürüyüş yapılıyor. İsterseniz civar yaylalara da gidebilirsiniz. İlimbey size Doğu Karadeniz’de olduğunuz hissini verecek.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 3.5 saat
Yürüyüş mesafesi: 12 km
Güzeldere Şelalesi / Bolu - Gölkaya
Parkur: Güzeldere Köyü’nde hafif engebeli bir arazide bulunan Güzeldere Şelalesi parkurunda, kayın ormanları arasından yürüyüş yapılıyor. Bu parkurda yürüyenleri bir de şelale inişi bekliyor.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 13 km
Kıyıköy / Tekirdağ
Parkur: Trakya’da bir balıkçı köyü olan Kıyıköy, yüksek bir tepe üzerine kurulu. Bölgede yerleşim antik çağlarda başlamış. Bu nedenle civarda Bizans sur kalıntıları, manastır ve eski eser kalıntılarına rastlayabilirsiniz. Kıyıköy kıyılarında, Karadeniz’in hırçın dalgalarının şekillendirdiği koylar, mağaralar ve ilginç biçimli anıt kayalar görülebilir. Özellikle ilkbaharda ve yazın görülmeye değer.
Ulaşım: Midibüs ile 3 saat
Yürüyüş süresi: 3 saat.
Yürüyüş mesafesi: 7 km
Kerpe / İzmit - Kandıra
Parkur: Küçük bir balıkçı köyü olan Kerpe, büyüleyici doğasıyla mutlaka görülmesi gereken bir yer. Dalgaların oyduğu kayalıklarda yapılan yürüyüş sırasında, mağara ve benzeri çeşitli oluşumlar da görülüyor. Bölgedeki ormanlık alan da yürüyüş yapmak için uygun. Karadeniz dalgalarından nasibini almamış deniz, yaz mevsiminde yürüyüşün ardından keyiflere keyif katıyor.
Ulaşım: Midibüs ile 2.5 saat
Yürüyüş süresi: 2.5 saat
Yürüyüş mesafesi: 8 km
#yenisayfa#
İğneada / Edirne – Kırklareli
Parkur: 20 km uzunluğundaki kumsalı, koruma altındaki 7 gölü ve zengin doğasıyla İğneada, gerçek bir doğa harikası. Orman içinde yürüyüş yapabilir ya da kumsalı ve gölleri keşfedebilirsiniz.
Ulaşım: Midibüs ile 3 saat
Yürüyüş süresi: 1.5 saat.
Yürüyüş mesafesi: 3 km
Orta zorluktaki parkurlar
En az 3 - 4 saat yürümeyi göze alın. Zaman zaman dere içinden yürümek, dik bir eğimi çıkmak veya inmek ve uzun yürüyüşler yapmak gerekebilir. Katılımcılar, aşırı derecede zorlanmazlar ama sağlık koşullarının uygun olmasında fayda var.
Acelle Yaylası / Adapazarı - Dokurcun
Parkur: Acelle Yaylası, 1250 metre yükseklikte bulunan ormanlık bir parkur. Orman içinde ve açık alanlarda yürüyüş yapılıyor. Arazide hafif iniş ve çıkışlar var..
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat.
Yürüyüş mesafesi: 15 km
Kirazdere (Beşkayalar Kanyonu) / İzmit – Yuvacık
Parkur: Dere içi yürüyüş olması nedeniyle, biraz zorlayıcı bir parkur olduğu söylenebilir. Yer yer oluşmuş göletlerde yüzülebilir. Ayrıca kaya tırmanışını seven profesyonel maceraperestler için Sıcakdere ile Soğukdere’nin birleşerek oluşturduğu Kirazdere çevresinde 100-150 metre yüksekliğinde kaya duvarlar var.
Ulaşım: Midibüs ile 3 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 15 km
#yenisayfa#
Sülüklügöl / Bolu – Mudurnu
Parkur: Tabiatı Koruma Alanı içinde bulunan Sülüklügöl, 1070 metre yükseklikte yer alıyor. Etraf sarıçam ve köknar ağaçlarıyla kaplı. Sülüklügöl’e ulaşmak için orman yolu veya patikadan biraz zorlu bir yürüyüş yapılıyor. Bölgede irili ufaklı ve hepsi de farklı renklerde olan başka göller de var. En büyükleri olan Sülüklügöl, turkuvaz rengiyle görenleri büyülüyor. Heyelan sonucu oluşan göle adını veren sülükler, yetiştirme amacıyla bırakılan alabalıklar nedeniyle artık yok. Gölde yüzmek ve balık tutmak yasak. Gece konaklamak ve çadır kampı yapmak ise izne bağlı.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: 3.5 saat
Yürüyüş mesafesi: 18 km
Kartepe Kuzu Yayla / İzmit – Maşukiye
Parkur: Kocaeli ve Sapanca çevresinin en yüksek tepesi olan Kartepe, 1808 metre yükseklikte. 1400 metrede Kuzu Yayla bulunuyor. Yürüyüşe tepeden başlanırsa kolaylıkla tamamlanan parkur, tepenin eteklerinden başlanırsa biraz zorlayıcı olabiliyor.
Ulaşım: Midibüs ile 2.5 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 14 km
Kayaüstü Zirvesi / Adapazarı – Geyve
Parkur: Kayaüstü Zirvesi 1470 metre yükseklikte. Meşe ve çam ormanlarının çevrelediği parkur, zirveye çıkış ve iniş şeklinde gerçekleşiyor.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 12 km
Abant – Samandere / Düzce
Parkur: Yürüyüş patikasız ve yerleşimsiz bir güzergâhtan, belli bir rota olmaksızın pusula yardımı ile gerçekleştiriliyor. 1800 metre yükseklikteki orman içi bölgeden, Samandere kaynaklarına iniliyor. Bu alanda aynı zamanda bir geyik üretme sahası bulunuyor. Parkur sonunda 'Tabiat Anıtı' ilan edilen Samandere Şelalesi’ne ulaşılıyor.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: 5 saat
Yürüyüş mesafesi: 12 ile18 km arası
#yenisayfa#
Ballıkayalar Kanyonu / İzmit – Gebze
Parkur: Kaya tırmanışı için de uygun bir bölge olan Ballıkayalar'da mevsime göre farklı parkurlar belirlenebiliyor. Parkurların en zor kısmı kanyon içi yürüyüşün yapıldığı bölüm. Ballıkayalar, yüksek duvarları nedeniyle yazın sıcaktan kışın da soğuktan korunan bir bölge. Bu özelliğiyle her mevsimde çok sayıda macerasever kaya tırmanışı, doğa yürüyüşü ve kamp için bu bölgeye geliyor.
Ulaşım: Midibüs ile 1.5 saat
Yürüyüş süresi: 3.5 saat.
Yürüyüş mesafesi: 10 km
Sultanpınar Yaylası / Adapazarı – Akyazı
Parkur: Parkur seçenekleri hava durumuna ve yürüyüşe katılan gruba göre değişebiliyor. Sultanpınar Yaylası her mevsim tercih edebileceğiniz bir bölge. Ancak kış aylarında sadece toprak bir yol kullanılıyor. Osmanlı döneminde kayın kerestesi ihtiyacını karşılamak için kurulmuş olan yayla, 1300 metre yükseklikte bulunuyor. Geçmişin görkemini taşımasa da kayın ve gürgen ağaçlarını hâlâ görebilirsiniz ancak göknar ve şimşir ağaçları hâkimiyeti ele geçirmiş durumda.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 3.5 saat.
Yürüyüş mesafesi: 10 km
Erikli Yaylası / Yalova - Çınarcık
Parkur: Erikli Yaylası, adı üstünde, 'yayla' olarak biliniyor. Oysa burası bir yayla değil, çok yüksek olmayan düz bir alan. Çınar ve kestane, kiraz ve yaban eriği ağaçları arasından geçerek ulaşılan bölgeye her mevsim gidebilirsiniz. Yörenin kestanelerini tatmak isterseniz ekim, Kasım aylarında gitmeniz tavsiye ediliyor. Parkurun sonunda yüksekten akan Erikli Şelalesi’ne ulaşabilirsiniz. Şelalenin altına girip gölette yüzmek de bir başka keyif.
Ulaşım: Midibüs ile 3 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 14 km
#yenisayfa#
Serindere Kanyonu / İzmit – Kullar
Parkur: Parkurun en büyük zorluğu dere içi yürüyüş yapılması. Dere yatağından diz boyu suya girilerek yürünüyor. Yer yer derinleşen derede, göğüs seviyesine kadar ıslanmayı göze almalısınız. Bazen dere kenarındaki patikalardan da yürünebiliyor. Bölgede bol miktarda bulunan dağ çileklerinin tadına bakmak için haziran ayını beklemeniz gerekiyor.
Ulaşım: Midibüs ile 3 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 10 km
Menekşe Yaylası / İzmit – Yuvacık
Parkur: 800 metre yükseklikte bulunan Menekşe Yaylası, orman içi toprak yollar ve patikalardan oluşuyor. Hafif engebeli bir bölge. Bahar aylarında her yanı hercai menekşeler kaplıyor. Eskiden çok sık kullanılan Menekşe Yaylası’nı, artık birkaç köylü aile dışında kullanan yok.
Ulaşım: Midibüs ile 2.5 saat
Yürüyüş süresi: 4.5 saat.
Yürüyüş mesafesi: 12 km
Yanıkdere / İzmit - Sapanca
Parkur: Yanıkdere, Sapanca Gölü’ne güneyden dökülen derelerden birisi. Yanıkdere parkurunda yürüyüşün çoğu su içinde geçiyor. Bu nedenle parkur kısa olmasına rağmen biraz yavaş kat ediliyor. Arada kaya tırmanışları yapılıyor. Zorlu bir parkur olduğu söylenebilir.
Ulaşım: Midibüs ile 3 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 9 km
Karagöl Yaylası / Adapazarı – Taraklı
Parkur: Bölgenin en büyük yaylalarından biri olan Karagöl Yaylası, yaklaşık 1150 metre yükseklikte yer alıyor. Karagöl Yaylası’nı da içine alan geniş bir bölge vahşi yaşama ev sahipliği yapan ormanlarla çevrili. Bölgede Roma dönemine ait kalıntılara da rastlayabilirsiniz.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 12 km
#yenisayfa#
Nacaklı – Sudüşen / Gemlik
Parkur: Nacaklı’dan başlayan yürüyüş, dere boyunca devam ediyor. Parkur, içinde yüzülebilen kaya havuzlarını ve minik şelaleleri içeriyor. Sudüşen Şelalesi’ne varana dek yer yer zorlu geçişler yapmayı göze alın.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 4.5 saat.
Yürüyüş mesafesi: 18 km
Günübirlik zor parkurlar
Bir noktadan başlayıp farklı bir noktada biten parkurlardır (trans). En az 5 - 7 saat yürümeyi göze alın. Dere içi yürüyüşü, kaygan taşlardan yürümek ve sürekli ıslanmak bu parkurların zorluğu oluşturur. Genellikle bele kadar ıslanılır. Bu nedenle sıcak havalarda tercih edin.
Kimi zaman katılımcılar ile birlikte keşif turları yapılır. Bu turlarda, rehber daha önce bu parkuru yürümemiştir fakat genel olarak nereden başlanıp nerede biteceğini ve kabaca hangi rotada yürüyeceğini bilir. Bu parkurlarda yürüyüş süresi kesin olarak bilinmez.
Doğançay / Adapazarı-Geyve
Parkur: Doğançay boyunca orman içi patika ve dere içi yürüyüşü yapılır. Doğançay parkurunda dere içi yürüyüş bölümü hayli zor. Orman yolundan rahat bir yürüyüşle ya da dere içinden maceralı bir geçişle şelaleye ulaşılabilir.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 5 saat
Yürüyüş mesafesi: 12 km.
Çal Deresi / Yalova - Samanlı Dağları
Parkur: Yalova - Armutluk civarında denize dökülen Çal Deresi, kaynağını Samanlı Dağları'ndan alır. Çal Deresi boyunca yer yer şelaleler bulunur. Dere içinden ve kıyısından yürünebilir. Oldukça zorlu bir dere parkuru olan Çal Deresi çevresinde kaya tırmanışı için uygun alanlar da mevcut.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat
Yürüyüş mesafesi: 12 km
#yenisayfa#
Sansarak Kanyonu / İznik
Parkur: İznik'e 17 km mesafede. 1000 metre yükseklikte bulunan Sansarak, beş yüz yıllık bir dağ köyü. 7 kilometre uzunluğundaki kanyonda yer yer zorlu kaya geçişleri ve bele kadar suya girmeyi gerektiren göletler bulunuyor. Suyun debisinin çok yüksek olduğu aylarda kanyon içine girmeyip, üstünden yürümekte fayda var. Bu zorlu gezi sonrası çevreden çilek toplamak istiyorsanız, haziran ayında gitmeniz öneriliyor.
Ulaşım: Midibüs ile 3.5 saat
Yürüyüş süresi: 5.5 saat
Yürüyüş mesafesi: 11 km
Çubukgöl – Sülüklügöl / Bolu – Göynük
Parkur: Çubukgölü 1000 metre yükseklikte bulunuyor. Buradan yürüyüşe başlayarak çam ormanları arasından, yaklaşık 1800 metredeki Sülüklügöl Yaylası’na çıkabilirsiniz. Yaylanın olağanüstü manzarasına hazır olun. Daha sonra bir orman içi patikası kullanılarak Sülüklügöl'e inilebilir. Zor bir parkur olmakla birlikte doğal güzellikleriyle büyüleyici. Doğanın en cömert hâline tanık olmak istiyorsanız, ilkbahar ve sonbahar ayları öneriliyor. Cumartesi günü giderseniz Taraklı pazarından değişik köy ürünlerinin yanısıra yörenin kaşık, oklava gibi meşhur şimşir ürünlerden de satın alabilirsiniz.
Ulaşım: Midibüs ile 4 saat
Yürüyüş süresi: 8 saat
Yürüyüş mesafesi: 18 km
Aygır Deresi / İzmit – Sapanca – Maşukiye
Parkur: Aygır Deresi kısa ama zor bir parkur. Parkur başlangıcında çok kaygan ve dik bir yamaçtan iple çıkış yapılıyor. Derenin suyu çok bol değil ama dere yatağı dik ve kaygan kayalarla dolu. Bu nedenle gerçek bir macerasever değilseniz Aygır Deresi’nden uzak durun!
Ulaşım: Midibüs ile 2 saat
Yürüyüş süresi: 4 saat.
Yürüyüş mesafesi: 8 km
Yanında neler olmalı?
Tüm outdoor sporlarında olduğu gibi trekking’de de inceden kalına giyinmek çok önemli. Örneğin ilkbaharda ince bir t-shirt, üstüne ince bir eşofman üstü, onun üstüne de ince bir mont giyebilirsin. Hava şartları yer yer değişeceğinden, sen de kıyafetlerini ona göre giyer ve çıkarırsın.
#yenisayfa#
Kıyafetlerin yünlü olmasına dikkat etmelisin, pamuklu giyecekler çabuk ıslanır ve geç kurur, bu yüzden pek tercih edilmemelidir. Trekking esnasında önemli olan, vücut ısısının sabit tutulması. Ani değişimler sağlık için zararlı. Ayrıca üşümek de terlemek de sakıncalı. Terlemeyi önlemek için havayı dışarı veren, fakat vücudu sıcak tutan gözenekli kıyafetler tercih edilmeli. Isının en çok kaybedildiği kafa bölgesi de, daha dikkatli korunmalı ve mümkün olduğunca şapka ve bere kullanılmalı. Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise, alt kıyafetler. Kot pantolon dayanıklı ve rahat bir izlenim yaratıyor olabilir. Fakat trekking için kesinlikle tavsiye edilmiyor. Çünkü kot pantolon sıcak tutmaz ve çabuk kurumaz. Kot pantolon yerine, kadife pantolon veya yünlü pantolonlar tercih edilmeli.
Kıyafet seçiminde çoraplar bile büyük önem taşıyor. Mevsim koşullarına göre çorap seçmek ve her gün için en az bir çorap bulundurmak önemli. Kışın yün çoraplar tercih ediliyor. Mevsimine göre de, çoraplar inceden kalına değişiyor. Çorapların ayak ile bot arasında bir taban olduğunu da hesaba katarsak, çorap deyip geçtiğimiz şeyin bile, trekking için ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.
Ayakkabılara gelince; farklı amaçlar ve bölgeler için farklı ayakkabılar bulunuyor: Yürüyüş ayakkabısı, dağ ayakkabısı, zorlu yürüyüş ayakkabıları ve yol dışı ayakkabılar. Bu ayakkabıların bilekli olmasına dikkat etmek gerekiyor, herhangi bir denge bozulmasında bilek burkulmalarının önüne geçilmesi açısından bileklikli ayakkabı tercih etmek çok çok önemli! Bir de ayakkabı satın alırken gerçekten ayağına tam olan ve rahat hissettiğin ayakkabıyı almalısın ve buna emin olana kadar da ayakkabıları denemeyi sürdürmelisin.
Eğer bir bütçe ayıracaksan
Günübirlik bir yürüyüş için yeni giysiler alacaksanız, hayatınızı kolaylaştıracak bazı avantajlı ürünler var:
- Su tutmayan, dayanıklı, nefes alma özelliği olan microfiberden yapılmış giysiler,
- Entrant ya da lycralı pantolonlar,
- Polar iç çamaşırı, sweat-shirt, mont, eldiven, bere, çorap vb. Polar, ıslansa bile ısıtan bir malzeme olduğu için sporcular tarafından tercih ediliyor.
- Isıtan ama hava alan, teri dışarı atan, yumuşak termal iç giysiler,
#yenisayfa#
- Entrant ya da gorateks denilen kumaşlardan üretilmiş, içine su moleküllerini değil hava moleküllerini alan, terletmeyen mont ve yağmurluklar,
- Dörtte bir sertlik derecesi olan, vibran tabanlı, gorateks malzeme kullanılmış ayakkabı. İçine yün çorap giyebileceğinizi de göz önünde bulundurarak, yarım ya da bir numara büyük almanız yararlı olacaktır.
Yanınızda taşıyacağınız malzemeler
Day hiking yapmaya karar verdiğinizde, henüz bilmiyor olsanız da kısa molalar vereceğiniz uzun bir yürüyüşe çıkıyorsunuz demektir. Her gereksiz yük daha fazla yorulmanıza neden olacağı için mevsim koşullarına uygun olarak size önerilenin dışında fazla eşya taşımayın. Bir acenteyle gidiyorsanız, onların önerilerine kulak verin.
- Küçük boy bir çanta
- Matara veya pet şişede su
- İhtiyaç varsa; el feneri, çakı
- Yazın güneş gözlüğü ve güneş kremi
- Küçük bir ilkyardım seti
- Tercihen fotoğraf makinesi
Çoğu day hiking parkurunda dere içi geçişler vb. gibi ıslak bölümler olabilir. Bu nedenle hem çantanızı, hem de çantanızın içindeki eşyaları sudan korumak için yanınıza birkaç boş poşet almanızda yarar var.
#yenisayfa#
Deneyimler
Savaş Bat
AKUT kurucusu, Kadıköy Anadolu Lisesi Doğa Sporları Kulübü (KALDSK) Eğitmeni
Savaş Bat, Türkiye’nin ilk trekkingcilerinden biri. Trekking’e, 1983 yılında Kaçkarlar’da pratikten yetişerek başlamış. Öğrencilik yıllarında baş gösteren dağcılık tutkusunu bugün yaşam tarzı hâline getirmiş. Aynı zamanda emekli biyoloji öğretmeni olan Bat, Kadıköy Anadolu Lisesi’nde kurduğu Doğa Sporları Kulübü’yle gençleri alternatif doğa sporlarıyla tanıştırıp, arama kurtarma ekipleri yetiştiriyor.
Kadıköy Anadolu Lisesi’nde öğrencilere dağcılık ve arama kurtarma eğitimi veriyorsunuz. Niçin dağcılık?
KALDSK (Kadıköy Anadolu Lisesi Doğa Sporları Kulübü)’nün aktivitelerinin iki amacı var: Biri doğaya gitmek, diğeri TAMT (Toplu Afet Müdahale Timi) eğitimi alarak afet durumlarında müdahale etmek. Dağcılık eğitimi alan çocuklar daha dayanıklı oluyor, refleksleri daha fazla gelişiyor. Bu nedenle bu çocuklar arama kurtarmada başarılı olabiliyor. Ben çocukları doğaya getirip götürüyorum, dayanıklılıklarını deniyorum. Ondan sonra arama kurtarma eğitimi almaları için bir programa tabi tutuyorum.
Ataşehir’de AKUT’un İskender Iğdır Eğitim Birimi var. Burada onlara TAMT eğitimi veriyoruz. 15 günlük eğitimin sonunda bir sertifika alıyor ve uygulamaya geçiyorlar. Uygulama başka eğitimlerde mankenlik - asistanlık yapmak şeklinde gerçekleşiyor. Mezun olan öğrenciler üniversiteye girdikten sonra dönüp kulüple ilgilenmeye başlıyorlar. Çünkü ben onları o şekilde şartlandırdım. Hem Ataköy’de, Hem KALDSK’da çalışmaya devam ediyorlar.
Doğadaki aktiviteleriniz nasıl gerçekleşiyor?
15 günde bir 5-8 saatlik doğa yürüyüşleri yapıyoruz. Serindere’ye, Maşukiye’ye, Keltepe’ye ve Çal Deresi’ne gidiyoruz. Sabah saat sekizde yola çıkıyoruz, akşam dokuz buçuk civarında, müthiş bir tatmin duygusuyla eve dönüyoruz.
#yenisayfa#
Öğrencileriniz dışında kendiniz için de trekking yapıyor musunuz?
Öğrenciler olmadığı zamanlarda da yürüyüş yapıyoruz. Dağların alçak geçitlerinden geçerek vadilere gidiyoruz. Oradan bir başka vadiye, istersek başka bir vadiye daha... Her güne bir vadi ayırabiliyoruz. Yüksek irtifada gittiğimiz vadiden geri dönmeyerek trekking yapıyoruz. Trekkingde amaç her gün vadi değiştirmek ve çıktığınız vadiden geri dönmemektir. Bunun için önceden plan yapıyoruz. Krokilerimiz var; buradan çıkacağız, şu geçide gideceğiz, o geçitten şu yaylaya geçeceğiz gibi. Ben beş yıl boyunca bu şekilde trekking yaptım. En kısa trekking, iki gece üç gün sürüyor. 15 güne kadar çıkabilirsiniz ama çok zor. Çünkü kalacağınız süre boyunca yiyeceklerinizi ve kamp yükünüzü sırtınızda taşımak zorundasınız. Trekking çok zor bir şey. Günübirlik doğa yürüyüşlerinden farklı. Ama inanılmaz doğa manzaraları görüyoruz, hatta film yetiştiremiyoruz.
Uzun süren trekking sonrası geriye dönüş zor oluyor mu?
Döndükten sonra sarhoş oluyorsunuz. Beyninizin boşalması sizi inanılmaz rahatlatıyor. Severseniz bir daha kopamıyorsunuz. Bu nedenle ilk gidiş çok önemli. Eğer ilk gidişte severseniz bir daha kopamıyorsunuz. Sizin için sürekli bir adrenalin kaynağı oluyor. Bağımlı oluyorsunuz. Mutlu olmak için ona ihtiyaç duyuyorsunuz.
Dağlarda olmak size nasıl bir tatmin sağlıyor?
Bu benim yaşam tarzım. Tutkum. Gidemediğim zaman dağların rüzgârını özlüyorum. Çadır fermuarını açarken onun sessizlikte çıkardığı sesi özlüyorum. Çocuğum üç yaşındayken bile onu sık sık doğaya götürüyordum.
Peki, dağlarda vahşi hayvanlarla da karşılaşabilirsiniz?
Türkiye’de vahşi hayvanlar tabii ki var ama şimdiye kadar hiç kimseye saldırdığı duyulmamış. Korkuyu biz kafamızda yaratıyoruz. Bir seferinde üç kadına rehberlik yapmıştım. Dağda geceliyorduk. Gecenin bir saatinde horlama sesi duymaya başladım. Yanımda bir öğrencim vardı dinledim, o değil. Diğer çadıra seslendim, yanınızda horlayan var mı, diye. Orada da yok. Meğer onların çadırının yanını bir ayı toprağı kazıyormuş. Kafa fenerimi çıkardım ve çadırı açmaya cesaret edemediğim için feneri çadırın içinde sallamaya başladım. Işığı görünce gitti. Kazdı kazdı ve çekti gitti. Silah vardı yanımda ama kullanmayı düşünmedim.
En sevdiğiniz parkurlar?
Yazın Kaçkarlar. Kışın Aladağlar, Erciyes ve Ağrı. Ben doğayla iç içe olmayı yaşam tarzı hâline getirdim. Sistemli olarak dağlara gidiyorum.
#yenisayfa#
Hiç tehlike geçirdiniz mi?
Kış mevsimi... Dağlardayız... Sis geldi, ortalığı kapladı. Biz bir tümseğin arkasına geçtik. Yavaş yavaş açılmaya başladığında, bastığımız yerin hemen yanında gözenekler oluştuğunu gördük. Kar her yeri kapatmış ama dikkatli baktığınız zaman o açıklığı ve gölün üzerinde oluşan gözenekleri görebiliyorsunuz. Hep beraber göle düşebilirdik. Tabii korkunç bir şey olurdu. Yazın böyle bir korku yok, rahatça göllerde yüzebiliyoruz. Çok soğuk olmakla birlikte biraz kulaç atınca alışıyorsunuz. İlk başta vücudunuz biraz acıyor, çıkınca vücudunuzu birden ateş basıyor. Çok güzel bir duygu...
Bülent Saraloğlu
Buklamania Outdoor Sports kurucularından, rehber, 1973 Rize doğumlu olan Bülent Saraloğlu, Bilkent Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu. Ancak o, dağlardan kopmamak için turizm sektöründe çalışmayı tercih etmiş.
Day hiking turlarınız öncesi eğitim veriyor musunuz?
Ön eğitim vermiyoruz. Çünkü günlük doğa yürüyüşleri için eğitim çok gerekli değil. Parkurları kolay, orta ve zor diye üçe ayırdık. İlk kez katılanlara kolay parkurları öneriyoruz. Bu parkurlar yürümekten ibaret, dolayısıyla hiçbir teknik bilgi gerektirmiyor. Zor parkurlarda ise tur esnasında gerekli uyarıları yapıyoruz. Zor bir parkur olan Sansarak Kanyonu’nu ele alalım. Genellikle yaz döneminde tercih edilen, dere geçişli bir parkurdur. Bele kadar suya girilip kayalardan inerek, dere yatağından yol alınır. İnsanlara turdan önce şöyle yürüyün, şu şekilde adım atın, bunlara dikkat edin, aranızdaki mesafe şu kadar olmalı, başınıza herhangi bir şey gelirse şöyle yapın, gibi o günü ilgilendiren teknik bilgiler veriyoruz.
Giyimle ilgili uyarılarınız neler?
Günübirlik turlarımıza uyarılarımıza rağmen, kot pantolon ve kösele ayakkabıyla gelen çok insan oldu. Zor da olsa parkuru tamamlayabildiler. Ama bu konudaki uyarıları dinlemelerini öneririm. Pahalı malzeme konusuna gelince; insanlara bu sporu sevdirmek istiyorsak pahalı malzeme almaları konusunda baskı yapamayız. Ancak öneri getirebiliriz.
#yenisayfa#
Yürüyüşlere katılanlarda ne gibi özellikler olması lazım?
İnsanların hem fiziksel, hem ruhsal özellikleri çok önemli. Fiziksel olarak bir rahatsızlığın olmaması lazım. Sağlık sorunu olan insanlar da bu işi yapabilirler ama biz acente olarak o sorumluluğu almak istemeyiz. Kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon gibi rahatsızlığı olan insanlar yürüyüşte zorlanıp sıkıntı çekebilirler. Bu nedenle sağlıklı olmak şart. Sağlığı yerinde olup aşırı kilolu olan insanlar da yürüyüşte zorlanabilirler. Ama elbette herkesi boyuna, kilosuna göre ayrı tura koyma şansımız yok. Böyle katılımcıları uygun turlarımıza yönlendiriyoruz. Turlara iki rehberli gittiğimiz için de bir rehber gruba, bir rehber de onlara eşlik ediyor. Böylelikle turda aksama olmuyor. Ruhsal açıdan ise, doğanın şartlarına hazır olmak lazım. Bu işe başladığımız yıllarda karda, çamurda Sülüklügöl’e giderdik. İnsanlar çok hevesliydi. Şimdilerde tura götürdüğümüz insanlar “Ay yorulduk, daha yürüyecek miyiz, nereden geldik, keşke gelmeseydik” diye yakınıyor. Çünkü gerçekten istedikleri için değil, ne olduğunu bilmeden oradan buradan duyup moda diye gelmişler. Bu kişiler grup psikolojisini kötü etkiliyor.
Çevrenin kirlenmemesini nasıl sağlıyorsunuz?
“Ne kadar güzel çiçek, ne kadar güzel ağaç, ne kadar güzel böcek” diye fotoğraflar çekip doğaya içtiği kolanın kutusunu bırakıp giden insanlar var. Böyle kişiler uyarılarımızdan bile rahatsız olmuyorlar. Bu gibi engel olamadığımız durumlarda onların çöpünü biz taşıyoruz.
Hava durumu nasıl etkiliyor bu turları?
Hava yağmurlu veya bulutlu olduğunda, ‘hastalandım’ bahanesiyle gelmekten vazgeçenler oluyor. Hava kötüyse tur yapılamayacağı zihniyeti yanlış. En kötü hava koşullarında bile turlar yapılır. İnsanlar sabah pencerelerinden bakıyorlar, hava bozuksa vazgeçiyorlar. Oysa gideceğimiz parkur kilometrelerce uzakta olabiliyor. Bulunduğunuz yerden yağmurlu havada çıkıp güneşli bir havada parkur tamamlanabilir.
Zor bir parkur talebiyle gelen tecrübesizleri “bu size uygun değil, size şu turumuzu öneriyoruz” diye yönlendiriyor musunuz?
Bunu tam olarak anlayamıyoruz. Hiç ummadığımız insan bizden bile iyi çıkabiliyor. Ama görünüşüne bakıp da keçi gibi dağa taşa çıkar, dediğimiz insan da yarı yolda tıkanabiliyor. İki rehberli gittiğimiz için tıkanan, yürüyemeyen insanlarla rehberlerden biri ilgileniyor, yavaş yavaş ilerliyor ya da daha ileri gitmek istemiyorsa geri dönüyorlar. Ama bugüne kadar ben parkuru tamamlayamayan birine rastlamadım.
#yenisayfa#
Acil durumlar olduğunda ne yapıyorsunuz?
Rehberler ilkyardım konusunda bilgili, dolayısıyla ilkyardım rehberler tarafından yapılıyor. Daha fazlasına gerek varsa en yakın yerleşim biriminden yardım çağrılıyor. İstanbul civarındaki parkurların büyük çoğunluğunda cep telefonu çekiyor. Telsiz var ama daha çok kendi aramızdaki iletişimde kullanıyoruz. Uzun süreli, haberleşme olmayan turlarda ise uydu telefonu kullanıyoruz. Tabii, doğanın risklerini göze almak zorundasınız. Hiç kimse size doğada garanti veremez. Nasıl sokakta yürürken başınıza bir şey düşmeyeceğini bilemezseniz, doğada da ayağınızın kayıp kaymayacağını, düşüp başınızı bir taşa çarpıp çarpmayacağınızı bilemezsiniz. Bu riski göze alıp gelmek lazım. Yabancı ülkelerde bu durumların acenteyi bağlamaması için katılımcıya bir sözleşme imzalatılıyor. Türkiye’de böyle bir uygulama yok. Çünkü, bu işe ilgi duyan üç - beş kişiyi bu tip sözleşmelerle korkutmak istemiyoruz.
Siz nasıl başladınız?
Lise çağlarında Rus pazarlarından aldığımız çadırlarla yayla turu yapardık. Arkadaşlarla kendi aramızda toplanıp giderdik. Daha sonra bir yakınımın İstanbul’dan getirdiği arkadaşlarını gezdirdim. Talep artınca tura dönüştürdü. Burada rehberlik yapmaya başladım. Yardımcı rehberlikten başladım, tur operatörlüğüne kadar ilerlettim. Bir baktım sektörün içindeyim. 2000 yılında arkadaşım Okan Yenigün’le Buklamania’yı kurduk. Doğa sporları sektör olarak çok prestijli ama kazanç olarak çok düşük. Çünkü Türkiye’de müşteri portföyü dar. Bizler, kitle turizmi yapan firmaların yanında minicik kalıyoruz. Günübirlik turlarımızı istediğimiz potansiyelde satamıyoruz. Hafta sonları bir araba zor kalkıyor. 1998-2000 dönemindeki yoğunluk artık yok. Türkiye’de doğa sporları desteklenmiyor. Futbol için yapılan tanıtımın yüzde biri doğa sporlarına yapılsa Türkiye’den Uğur Uluocak, Nasuh Mahruki gibi yüzlerce dağcı, kanyoningci, paraşütçü, sörfçü çıkacaktır. Bunun bir spor olduğuna insanları alıştırmak zaman alacak.
Doğa sporlarıyla uğraşmak günlük hayatınıza nasıl yansıyor? Bu nasıl bir yaşam biçimi?
Biz de çoğu insan gibi sigara içiyoruz. Spor salonlarından çıkmama gibi bir durumumuz yok. Doğada yaptığımız spor bize yettiği için şehirde ayrıca spor yapmıyoruz. Kış dönemi yoğun geçmediği için biraz hantallaşıyoruz ama yazın çok aktif olduğumuz için bu sorun çözülüyor.
Bu sporun en büyük avantajı dayanıklılığımızın fazla olması. Kolay hastalanmıyoruz. Kilo almıyoruz. İşin ilginç tarafı; dağda hiç hastalanmıyoruz ama şehre inince direncimiz düşüyor, hemen hastalanabiliyoruz. Yine de zorlu koşullara alışkın olduğumuzu söyleyebilirim.
#yenisayfa#
Peki bu sporlarla uğraşmak sizin ruh hâlinize nasıl yansıyor, size nasıl bir tatmin sağlıyor?
Ben üniversitede kamu yönetimi okudum ama bu işi yapıyorum çünkü çok seviyorum. Aslında bu işi dağlardan uzak kalmamak için seçtim. Ancak bir rehber olarak şu an kendim için dağa gidemiyorum. En büyük sıkıntım bu. Tek başıma ya da arkadaşlarımla, hiç kimsenin sorumluluğunu almadan dağa gitmeyi özledim. Dağa rehber olarak gittiğinizde herkesin yemeğini, bulaşığını, çadırını düşünmek zorundasınız. Dağda kendim için yemek yapmayı özledim. Doğayla baş başa olmaktan büyük keyif alıyorum. Emekli olur olmaz ya da kendimi emekliye ayırır ayırmaz büyük ihtimalle dağlarda, yaylalarda yaşayacağım. Bu bir hayat tarzı. Yaşanır ama anlatması zor. Size şöyle söyleyebilirim; yoğurt mayalayıp, ekmek pişireceğim...
En sevdiğiniz yer Kaçkarlar mı?
Evet, orası benim memleketim. Çok seviyorum. Ayrı bir bağım var. Sadece benim değil, oraya götürdüğümüz insanların yüzde doksanın en sevdiği yer. Kaçkarlar’ı her gören, ‘hayatımda gördüğüm en güzel yer’ diyor...
Turlar
www.ogzala.com
Gemlik’ten Yalova’ya Kapıorman Geçişi, Domuzderesi ve Balkaya gibi sıradışı parkurlara sahip şirket, katıldığınız gezi fotoğraflarınızı yayınlamanız için web alanı barındırıyor. Günü birlik turların sizi kesmemesi hâlinde, kurumun hafta sonu ve diğer özel turlarını öğrenmek için internet sitesine başvurabilirsiniz.
www.arnika.com.tr
Menekşe Yaylası, Nüzhetiye, Çiğdem Yaylası, Erikli Yaylası, Yanıkdere, Abant, Aytepe, Sülüklügöl, Balaban, Seyrek – Kerpe, Kıyıköy, Yeşilçay, Sudüşen, Sultanpınar Yaylası, Serindere, Elmalık, Kuşlukaya – Kurudere ve Polonezköy gibi birden çok noktaya day hiking ve hafta sonu turları düzenleyen şirkette fiyata bütün ulaşımlar, sabah poğaça ve meyve suyu, öğlen verilen lunchbox, ki içinde sandviç, meyve suyu, meyve ve enerjinizi ikiye katlayacak olan bir gofret var, rehberlik ve giriş dahil.
www.bukla.com
#yenisayfa#
Day hiking turları dışında otel ve pansiyon konaklamalı turlar da yapan merkez, yenilenen parkurlarıyla sizin hayatınıza da renk getirmeyi planlıyor. Gezilerin ulaşımı, rehberlik, sabah ikramı, öğle yemeği, giriş ücretleri ve diğer ikramlar ücrete dahil. Yorulmaya başlamanız için ise minimum on kişiye ihtiyaç var.
Linkler
www.adrenalin.com.tr
Ayakkabıdan tutun batonlara, karabinalardan tutun omuz cüzdanlarına kadar tüm doğa sporu aktivitelerinde ve konaklamalı festivallerde kullanılacak malzemelerin satışı yapılıyor.
Adrenalin Selamiçeşme, Bağdat Caddesi No: 200/3, 81030 Selamiçeşme, İstanbul
Tel: 0216 386 78 64
Adrenalin İstanbul Sahrayıcedit : (Merkez Ofis, Posta ve internet siparişleri)
Tel : 0216 386 33 35
Adrenalin İstanbul Beşiktaş :
Tel / Faks : 0212 260 60 02
www.adventurerepublic.com
LaFuma ve O’Neil gibi markalarda yaptığı büyük indirimlerle doğa sporuna olan dostluğunu bütçeniz için de sürdüren markanın internet sitesinde on-line alışveriş yapmak da mümkün.
Adventure Republic, Akkavak Sok. No: 9 Nişantaşı, İstanbul
Tel: (0212) 291 57 19
www.atlaskamp.com
Özellikle kampanya ürünleriyle yüz güldüren markanın sitesindeki doğa resimleri de “orada” olmayı fazlaca tetikleyici. Türkiye’nin neresinde olursanız olun online alışveriş imkânı ve kargo hizmeti tabii ki baki.
Atlas Outdoor, Karaköy Meydan Aksu İşhanı No:4 Karaköy, İstanbul
Tel: (0212) 252 32 82 – (0212) 2523283